Yapay Zeka Yarışının Görünmeyen Faturası Artık Enerji Değil
Güney Avustralya'nın Yapay Zeka soruşturması aslında teknolojiye değil - Yapay Zeka yarışının görünmeyen faturası artık enerji değil - NYSE'nin blockchain hamlesi ile borsalar gelecekte "açık" olmak zorunda - USDT'nin TRON üzerindeki 90 milyar dolarlık seviyesi başka bir gösterge - Bitcoin'deki son fork denemesi fiyatın gösteremeyeceği bir şeye dikkat çekiyor
Güney Avustralya'nın Yapay Zeka soruşturması aslında teknolojiye değil, toplumsal sözleşmeye dair
Güney Avustralya hükümeti 10 Ağustos'ta yapay zekânın toplum üzerindeki etkilerini incelemek üzere resmi bir Royal Commission başlattı. Soruşturma; AI'nin ekonomi, kamu hizmetleri, eğitim, güvenlik ve toplum üzerindeki etkilerini inceleyecek.
Ben bu haberi "Avustralya yapay zekayı soruşturuyor" şeklinde okumuyorum.
Bence çok daha önemli bir şey oluyor.
Bir devlet ilk kez yapay zekanın yalnızca ekonomik bir teknoloji olmadığını, toplumun çalışma biçimini değiştiren bir güç olduğunu resmi olarak kabul ediyor.
Bugün AI konusunda iki uç yaklaşım var.
Bir taraf "Her şeyi AI yapacak" diyor.
Diğer taraf "AI yüzünden her şey kötü olacak" diyor.
Ben ikisinin de eksik olduğunu düşünüyorum.
Asıl mesele, AI'nin ne kadar gelişeceği değil.
Biz bu teknolojinin sonuçlarını yönetebilecek kurumları ne kadar hızlı geliştireceğiz?
Bence önümüzdeki yıllarda ülkelerin AI rekabeti yalnızca model büyüklüğüyle ölçülmeyecek.
AI yönetişimi de teknolojik rekabetin bir parçası olacak...
Yapay Zeka yarışının görünmeyen faturası artık enerji değil, enerji arz güvenliği
Amazon'un Teksas'ta planladığı 7,65 GW kapasiteli AI veri merkezi kampüsüne yönelik enerji altyapısının ABD'nin en büyük emisyon kaynaklarından biri haline gelebileceği tartışılıyor. Projenin 35 doğal gaz türbiniyle çalışması ve yıllık yaklaşık 33 milyon ton CO₂ emisyonuna izin verilmesi dikkat çekiyor.
Burada benim dikkatimi çeken şey 33 milyon ton CO₂ değil.
7,65 GW enerji gücü
Çünkü yapay zeka yarışında artık bir ülkenin ne kadar güçlü işlemcisi olduğu kadar, o işlemcileri çalıştıracak elektriği ne kadar hızlı sağlayabildiği de önem kazanıyor.
Bence önümüzdeki dönemde "AI altyapısı" dediğimiz kavramı yeniden tanımlayacağız.
Çip.
Veri merkezi.
Soğutma.
Elektrik.
Şebeke.
Enerji depolama.
Bunların tamamı aynı zincirin parçaları.
Yani yapay zeka şirketleri aslında enerji politikalarının da oyuncusu haline geliyor.
AI yarışını yalnızca teknoloji şirketleri kazanmayacak; enerjiyi güvenilir ve ekonomik biçimde sağlayabilen ülkeler de kazanacak...
NYSE'nin blockchain hamlesi bana borsaların gelecekte "açık" olmak zorunda kalacağını düşündürüyor
NYSE Başkanı Lynn Martin, DTC'nin pilot uygulamasının ardından tokenize edilmiş menkul kıymetler için zincir üzerinde çalışan bir settlement altyapısı geliştirdiklerini açıkladı. Hedefler arasında 24 saat işlem, anlık takas ve parçalı hisse senedi işlemleri bulunuyor.
Bu haberde benim için en önemli kelime "tokenizasyon" değil.
24/7 formatı
Çünkü geleneksel borsaların çalışma saatleri, internet çağının mantığıyla artık örtüşmüyor.
İnternet 24 saat çalışıyor.
Dijital varlık piyasaları 24 saat çalışıyor.
Ama dünyanın en büyük sermaye piyasalarının önemli bölümü hâlâ belirli saatlerde açılıp kapanıyor.
Blockchain burada yalnızca işlemleri hızlandırmıyor.
Finansal piyasaların zaman anlayışını değiştiriyor.
Bence gelecekte "borsa ne zaman açık?" sorusu da internetin ilk dönemlerindeki "site ne zaman çalışıyor?" sorusu kadar anlamsız hale gelecek...
USDT'nin TRON üzerindeki 90 milyar dolarlık seviyesi başka bir şeyi gösteriyor
TRON üzerinde dolaşımdaki USDT miktarının 90 milyar dolar seviyesini aştığı bildirildi. Aynı dönemde ağın stablecoin settlement altyapısındaki kullanımının genişlediği ve TRON'un yeni blockchain temelli endekslerde de yer aldığı aktarılıyor.
Stablecoin haberlerinde genellikle ihraççıyı konuşuyoruz.
Ben bu kez dağıtım kanalına bakıyorum.
Çünkü aynı stablecoin farklı blockchain ağlarında farklı ekonomik anlam taşıyabiliyor.
Bir ağda yatırım aracı.
Başka bir ağda transfer altyapısı.
Başka bir yerde ticaretin ödeme katmanı.
Bu nedenle stablecoin savaşının yalnızca "kim daha fazla token çıkardı?" şeklinde okunmasını doğru bulmuyorum.
Stablecoin ekonomisinde asıl güç, paranın nerede tutulduğundan çok nerede hareket ettiğinde ortaya çıkacak...
Bitcoin'deki son fork denemesi fiyatın gösteremeyeceği bir şeye dikkat çekiyor
BIP-110 etrafındaki tartışmalı Bitcoin fork girişiminin 9 Ağustos'ta yalnızca iki blok ürettikten sonra durduğu bildirildi. Tartışmanın merkezinde Bitcoin işlemlerinde taşınabilecek veri miktarına ilişkin değişiklikler bulunuyor.
Bu gelişmeyi "fork başarısız oldu" diye geçmek bana doğru gelmiyor.
Çünkü Bitcoin'in asıl hikayesi burada fiyat değil.
Konsensüs.
Bir grup geliştirici, madenci veya kullanıcı bir değişiklik isteyebilir.
Ama blockchain dünyasında istemek ile ağı ikna etmek aynı şey değil.
Bence Bitcoin'in en önemli özelliklerinden biri tam da burada ortaya çıkıyor:
Değiştirilmesi zor bir sistem olmak.
Bu bazen Bitcoin'i yavaşlatıyor.
Bazen de yeniliklere karşı dirençli gösteriyor.
Ama aynı özellik, sistemin kurallarının tek bir merkezin kararıyla değiştirilememesini sağlıyor.
Ben bu nedenle BIP-110 tartışmasını bir fork hikâyesinden çok, Bitcoin'in yönetişim modelinin canlı bir stres testi olarak görüyorum...