Yapay Zeka Kendi Ödemesini Yaparsa Finans Sistemi Değişir
- Yapay zeka kendi ödemesini yaparsa finans sistemi değişir - Yapay Zeka savaşında teknoloji şirketleri ortak savunma istiyor - IoT'nin önündeki yeni sınır dünyanın tamamına ulaşabilmek - İngiltere merkez bankasına inovasyon görevi de veriliyor - Bir blockchain'in geleceğini sadece fiyatı belirlemiyor
Yapay zeka kendi ödemesini yaparsa finans sistemi değişir
Upbit'in sahibi Dunamu ile Visa, stablecoin ödemeleri, sınır ötesi transferler ve yapay zeka destekli finansal hizmetler üzerinde çalışmak üzere stratejik ortaklık kurdu.
Taraflar özellikle AI ajanlarının kullanıcı adına alışveriş ve ödeme gerçekleştirdiği "agentic commerce" alanını da araştıracak.
Yapay zeka kendi ödemesini yaparsa finans sistemi değişir.
Bence Dunamu ve Visa haberindeki en önemli kelime stablecoin değil.
Ajan.
Çünkü yapay zeka yalnızca bize ürün önermeye başladığında büyük bir değişim yaşanmadı.
Asıl değişim, Yapay zeka'nın bizim adımıza işlem yapmaya başlamasıyla gelecek.
Bir yapay zeka bana bir ürün bulacak.
Fiyatını karşılaştıracak.
Satın alma kararını uygulayacak.
Ve ödemeyi gerçekleştirecek.
Peki ödeme hangi para ile yapılacak?
İşte stablecoin burada devreye giriyor.
Bence AI ile stablecoinin kesişmesi, kripto sektörünün bugüne kadar yeterince konuşmadığı bir alanı ortaya çıkarıyor:
Makineden makineye ekonomi.
Gelecekte yalnızca insanlar ödeme yapmayacak.
Yazılımlar da birbirleriyle ekonomik işlem gerçekleştirecek.
Bu nedenle benim için stablecoinin gelecekteki müşterisi sadece insan değil.
Yapay zeka ajanı da olabilir...
Yapay Zeka savaşında ilk kez teknoloji şirketleri ortak savunma istiyor
OpenAI, Anthropic, Google, Microsoft, Amazon, CrowdStrike, Okta ve çok sayıda teknoloji ve finans şirketinin de aralarında bulunduğu 100'den fazla kuruluş, AI destekli siber saldırılara karşı kamu ve özel sektörün birlikte hareket etmesi çağrısında bulundu.
Yüzden fazla şirketin aynı çağrının altına imza atmasını sadece bir güvenlik haberi olarak okumuyorum.
Bence burada teknoloji dünyası önemli bir gerçeği kabul ediyor:
Yapay zeka tehdidi tek bir şirketin çözebileceği bir problem olmaktan çıkıyor.
Çünkü saldırgan bir şirketin modelini kullanıyor.
Başka bir şirketin altyapısına saldırıyor.
Başka bir şirketin müşterisini hedefliyor.
Başka bir şirketin verisini çalıyor.
Yani saldırının ekosistemi ortaksa savunmanın da ortak olması gerekiyor.
Bence geleceğin siber güvenliğinde şirketler yalnızca kendi duvarlarını korumayacak.
Tehdit istihbaratını, saldırı örneklerini ve savunma yöntemlerini daha fazla paylaşmak zorunda kalacak.
Çünkü AI saldırganın hızını artırıyorsa, savunmanın da kolektif zekaya ihtiyacı var.
Bana göre önümüzdeki yılların en önemli siber güvenlik altyapılarından biri firewall değil.
Güvenilir bilgi paylaşımı olacak...
IoT'nin önündeki yeni sınır dünyanın tamamına ulaşabilmek
Omdia araştırmasına göre uydu tabanlı IoT bağlantılarının 2023'teki 7,7 milyondan 2035'te yaklaşık 197,7 milyona çıkması bekleniyor.
LEO uydu bağlantılarında ise yıllık bileşik büyüme oranının %88,6 olması öngörülüyor. Bağlantılı araçların uydu üzerinden IoT bağlantılarının da 2035'te 112 milyonun üzerine çıkabileceği belirtiliyor.
IoT'nin asıl problemi cihaz değil, kapsama alanı
Internet of Things hakkında konuşurken milyarlarca cihazdan bahsediyoruz.
Ama cihazın internete bağlanamadığı yerde IoT'nin hiçbir anlamı yok.
Omdia'nın uydu IoT tahmininde benim dikkatimi çeken nokta tam olarak bu.
IoT artık dünyadaki internet boşluklarını kapatmaya çalışıyor.
Tarım arazileri.
Okyanuslar.
Madenler.
Uzak enerji tesisleri.
Deniz taşımacılığı.
Çöller.
Ve bağlantının zayıf olduğu bölgelerdeki araçlar...
Buralarda sensör var ama bağlantı yoksa veri de yok.
LEO uyduların yükselişi bana göre IoT'nin ikinci evresini başlatabilir.
İlk evrede cihazları internete bağladık.
İkinci evrede ise dünyanın her noktasını veri ağına bağlamaya çalışıyoruz.
Bunun sonucu sadece daha fazla IoT cihazı olmayacak.
Daha önce ölçemediğimiz yerlerin de gerçek zamanlı veriye dönüşmesi olacak.
Bence geleceğin en değerli verilerinden bazıları şehirlerden değil,
haritanın henüz yeterince bağlanmamış noktalarından gelecek.
İngiltere merkez bankasına artık inovasyon görevi de veriliyor
İngiltere hükümeti, Bank of England'a finansal istikrar görevinin yanında ödeme sistemleri ve dijital para alanında inovasyonu destekleme yönünde ikincil bir yasal hedef verilmesini planlıyor.
Düzenlemenin stablecoin, tokenizasyon ve dijital finans alanındaki inovasyonu desteklemesi hedefleniyor.
Düzenleyici artık sadece frene basmayacak.
Bence İngiltere'deki gelişmenin en önemli tarafı stablecoin düzenlemesi değil.
Düzenleyicinin rolünün değişmesi.
Merkez bankalarının geleneksel görevi riskleri kontrol etmektir.
Şimdi buna bir görev daha ekleniyor:
İnovasyonu desteklemek.
Bu çok önemli bir paradigma değişimi.
Çünkü dijital finans dünyasında aşırı yavaş düzenleme de bir risk haline gelebiliyor.
Şirket başka ülkeye gidiyor.
Yatırım başka pazara kayıyor.
Teknoloji başka yerde gelişiyor.
Dolayısıyla regülasyon artık sadece "neye izin vermiyoruz?" sorusuna cevap veremez.
Aynı zamanda:
"Güvenliği koruyarak neyin gelişmesine izin verebiliriz?"
sorusunu da cevaplamak zorunda.
Bence geleceğin başarılı finansal düzenleyicisi en sert olan değil.
Ne zaman müdahale edeceğini ve ne zaman alan açacağını bilen düzenleyici olacak.
RegTech'in yanında artık Regulation as Innovation yaklaşımını da konuşmaya başlayacağız.
Bir blockchain'in geleceğini sadece fiyatı belirlemiyor
Solana Ağustos ayı genelinde ise yaklaşık %44 yükseldi. Aynı zamanda ağın ekonomik yapısını etkileyebilecek önemli bir yönetişim oylaması gündemde.
Bir blockchain'in geleceğini sadece fiyatı belirlemiyor
Solana'nın yükselişini bugün sadece yüzde kaç arttığı üzerinden okumak bana eksik geliyor.
Çünkü aynı anda ağın gelecekteki ekonomik yapısını etkileyebilecek bir yönetişim süreci de yaşanıyor.
Bence burada kripto varlık piyasasının önemli bir özelliği ortaya çıkıyor:
Bir blockchain'in geleceği sadece geliştiricilerin değil, topluluğun aldığı ekonomik kararların da sonucu.
Bu nedenle kripto varlıkları artık yalnızca yatırım aracı olarak değerlendirmek bana yeterli gelmiyor.
Bazıları aynı zamanda yaşayan ekonomik sistemler.
Para politikası var.
Arz politikası var.
Yönetişim var.
Teşvik mekanizmaları var.
Topluluk kararları var.
Dolayısıyla bir tokenin fiyat grafiğine bakarken aslında daha büyük bir ekonomik organizasyonun sadece sonucunu görüyoruz.
Bence kripto piyasasının gerçek olgunluğu, yatırımcıların "fiyat ne olacak?" sorusundan biraz uzaklaşıp,
"Bu ağ nasıl yönetiliyor?"
sorusunu sormaya başlamasıyla gelecek...