Tokenizasyonun Geleceğini Token Sayısı Yerine Likidite Belirleyecek
- Yapay Zeka şirketlerinde yeni bir mülkiyet sorunu - Tokenize gayrimenkul piyasasındaki düşüş - Stablecoin piyasasının "ödeme şirketleri" dönemine girişi - "Eski projeler bitti" algısı yanlış olabilir - IoT'nin en büyük problemini savunma
Manus'un Meta'dan ayrılması bana AI şirketlerinde yeni bir mülkiyet sorununu gösteriyor
AI girişimi Manus, Meta ile yapılan anlaşmanın çözülmesinin ardından yeniden bağımsız faaliyet göstereceğini açıkladı. Ayrılık kapsamında bazı kullanıcı verilerinin silineceği de duyuruldu.
Ben bu habere "Meta, Manus'u alamadı" şeklinde bakmıyorum.
Benim için çok daha önemli bir soru ortaya çıkıyor:
Yapay zeka şirketlerinde veri kimin?
Bir teknoloji şirketi satın alındığında yalnızca çalışanlar, yazılım ve fikri mülkiyet el değiştirmiyor. Kullanıcı verileri de bu yapının parçası haline geliyor.
Manus örneğinde anlaşmanın bozulmasıyla bazı verilerin silinecek olması, bize AI ekonomisinin henüz tam olarak cevaplayamadığı bir soruyu gösteriyor:
Bir yapay zeka şirketi el değiştirdiğinde, onun hafızası da el değiştirebilir mi ?
Bence gelecekte AI şirketlerinin değerlemesinde algoritmalar kadar verinin mülkiyeti, taşınabilirliği ve kullanım hakkı da kritik hale gelecek.
Tokenize gayrimenkul piyasasındaki düşüş "tokenizasyon başarısız oluyor" demeyi kolaylaştırıyor
Yayımlanan analizine göre tokenize gayrimenkul piyasasının toplam değeri son 12 ayda yaklaşık üçte bir oranında geriledi. Ancak analizin daha ilginç sonucu şu: düşüşün tamamına yakını tek bir platformdaki değer kaybından kaynaklanıyor; diğer platformlar birlikte değerlendirildiğinde piyasa büyümüş durumda.
Tokenizasyon haberlerinde genellikle toplam rakama bakıp karar veriyoruz.
Piyasa küçüldü mü?
Büyüdü mü?
Ama bu haber bana başka bir şey söylüyor:
Toplam rakam bazen gerçeği saklayabilir.
Tokenize gayrimenkul piyasasındaki düşüşün önemli bölümünün tek bir platformdan kaynaklanması, bütün sektör hakkında hüküm vermenin ne kadar yanıltıcı olabileceğini gösteriyor.
Ben tokenizasyonun başarısını artık yalnızca toplam piyasa değeriyle ölçmemiz gerektiğini düşünmüyorum.
Asıl bakılması gereken:
Kaç gerçek varlık sisteme giriyor?
Kaç yatırımcı tutuyor?
İkincil piyasada gerçekten işlem oluyor mu?
Getiri gerçekten dağıtılıyor mu?
Ve en önemlisi, yatırımcı elindeki tokenı gerektiğinde satabiliyor mu?
Tokenizasyonun geleceğini token sayısı değil, likidite belirleyecek...
Morph'un yeni ürünü stablecoin piyasasının "ödeme şirketleri" dönemine girdiğine işaret
Morph, işletmeler ve freelancerlar için USDC ve USDT kabul etme, gönderme ve yönetme imkanı veren Morph Payments platformunu başlattı. Sistem non-custodial çalışıyor; ödemeler doğrudan kullanıcının kendi cüzdanına gidiyor ve 7/24 on-chain settlement sunuyor. Şirket ayrıca planlı ödemeler ve düzenli maaş ödemeleri gibi özellikler eklemeyi planlıyor.
Bence burada asıl haber stablecoin değil.
Fatura.
Çünkü stablecoin'in gerçek dünyada kalıcı hale gelmesi için insanların "stablecoin kullanıyorum" demesine gerek yok.
Bir freelancer müşterisine ödeme linki gönderiyor.
Bir şirket maaş ödüyor.
Bir işletme tahsilat yapıyor.
Ve bütün bunlar arka planda stablecoin ile gerçekleşiyor.
İşte benim beklediğim dönüşüm bu.
Stablecoin'i finansal bir ürün olarak değil, finansal işlemlerin görünmeyen taşıyıcısı olarak düşünmeye başlamamız gerekiyor.
Bugün nasıl bir şirketin hangi veritabanını kullandığını müşterisi düşünmüyorsa, yarın hangi stablecoin altyapısının kullanıldığını da düşünmeyebilir.
Başarılı stablecoin altyapısı, en az görünen altyapı olabilir.
Zcash'in Bitcoin karşısındaki dokuz yıllık zinciri kırması bana "eski projeler bitti" algısının yanlış olabileceğini gösteriyor
Zcash'in Bitcoin karşısında yaklaşık dokuz yıldır süren zayıf performans serisinin sona erdiği belirtiliyor. Analizde teknik hareketin yanında volatilite, getiri ve BNB Chain üzerindeki kaldıraçlı işlemlerin aynı anda risk işaretleri ürettiği değerlendiriliyor.
Kripto piyasasında çok hızlı bir tüketim alışkanlığı oluştu.
Yeni proje çıkıyor.
Bir süre konuşuluyor.
Sonra başka bir proje geliyor ve eskisi unutuluyor.
Zcash'in hikayesi bana bunun her zaman böyle olmadığını hatırlatıyor.
Dokuz yıl boyunca Bitcoin karşısında zayıf kalan bir varlığın yeniden dikkat çekmesi, piyasada eski teknolojilerin tamamen ortadan kalkmadığını gösteriyor.
Ama burada "Zcash yükseliyor, alın" gibi bir yorum yapmıyorum.
Benim için önemli olan başka bir şey:
Kripto piyasasında anlatılar değiştiğinde sermaye de geçmişte gözden çıkarılmış projeleri yeniden keşfedebiliyor.
Bu nedenle blockchain dünyasında "eski" ile "ölmüş" kavramlarını birbirine karıştırmamak gerekiyor.
Su şebekelerindeki siber saldırı IoT'nin en büyük probleminin savunma olduğunu gösteriyor
DEF CON Franklin ve National Rural Water Association, ABD'deki su sistemlerine yönelik siber tehditlerin ardından Water Watch Center adlı yeni bir girişim başlattı. Program özellikle küçük ve kaynakları sınırlı su işletmelerine yönetilen tehdit tespiti ve müdahale hizmetleri sağlamayı amaçlıyor. Vanderbilt Üniversitesi de su altyapılarının dijital ikizleri üzerinde AI tabanlı savunma sistemlerini test edecek.
IoT konuşurken genellikle milyarlarca cihazın birbirine bağlanmasını bir başarı olarak anlatıyoruz.
Ben artık bunun yeterli olmadığını düşünüyorum.
Çünkü internete bağladığımız her fiziksel sistem aynı zamanda yeni bir saldırı yüzeyi oluşturuyor.
Su şebekesi bunun en çarpıcı örneklerinden biri.
Burada hacklenen şey bir bilgisayar değil.
Bir şehrin yaşam altyapısı.
Bence IoT'nin geleceğinde en önemli teknoloji sensör olmayacak.
Güvenlik katmanı olacak.
Hatta dijital ikizler sayesinde saldırıları gerçek sisteme dokunmadan önce simüle etmek mümkün hale gelirse, IoT güvenliğinde önemli bir paradigma değişimi yaşayabiliriz.
Geleceğin akıllı şehri, yalnızca daha fazla veri üreten şehir olmayacak; saldırıya uğradığında çalışmaya devam edebilen şehir olacak...