##Nvidia'nın yeni küçük AI modeli "daha büyük model" döneminin sorgulanmaya başladığını ifade ediyor

Nvidia, belirli kullanım alanlarına odaklanan yeni bir açık model yayımladı. Modelin dikkat çekici tarafı, büyük veri merkezleri yerine işletmelerin yerel cihazlarında çalışabilecek kadar küçük tasarlanması.

Bugün yapay zekâ konuşurken hâlâ "En büyük model hangisi?" sorusuna fazla odaklanıyoruz.

Ben artık başka bir sorunun daha önemli olduğunu düşünüyorum:

En doğru modeli, en doğru yerde kim çalıştırabilecek?

Çünkü her AI uygulaması için devasa bir model ve devasa bir veri merkezi gerekmeyebilir.

Bir üretim makinesinin yanında çalışan küçük bir model, buluttaki çok daha büyük bir modelden daha değerli olabilir.

Bir hastanenin cihazında çalışan model için de aynı şey geçerli.

Bence AI yarışının ikinci perdesinde model büyüklüğünden model verimliliğine doğru bir kayma yaşayacağız.

Yani geleceğin kazananı her zaman en büyük modeli yapan şirket olmayacak.

İşi en küçük ve en verimli modelle çözebilen şirket de çok güçlü bir avantaja sahip olacak.

##ASX davası blockchain projelerinde "teknoloji riski" diye ayrı bir kategori açmamızı gerektiriyor Avustralya Menkul Kıymetler Borsası ASX'in eski blockchain tabanlı CHESS projesiyle ilgili yeni bir hukuki süreç başladı.

Bir hissedar, projenin başarısızlığıyla bağlantılı olarak eski yönetici ve yöneticilere karşı dava açabilmek için mahkemeden izin istemeyi planlıyor. Proje 2022'de tasarım ve uygulama sorunları nedeniyle durdurulmuş, ardından orijinal blockchain yaklaşımı terk edilmişti.

Blockchain projelerinde genellikle teknolojiye bakıyoruz.

Kaç işlem yapıyor?

Ne kadar hızlı?

Hangi konsensüs mekanizmasını kullanıyor?

Ama ASX örneği bana çok daha önemli bir şeyi hatırlatıyor:

Teknolojik olarak mümkün olmak, kurumsal olarak başarılı olmak anlamına gelmiyor.

Bir blockchain projesi milyarlarca dolarlık finansal altyapının parçası olacaksa kod kadar proje yönetimi, yönetişim, denetim ve sorumluluk zinciri de önemli.

Bence artık büyük blockchain projelerinde yeni bir risk başlığı ortaya çıkıyor:

Teknoloji riski.

Ve bu risk sadece kodun hacklenmesi değil.

Yanlış tasarım, yanlış karar, gecikme ve maliyet patlaması da teknolojik dönüşümün başarısızlık nedeni olabilir.

Blockchain'in geleceği için bence bundan çıkarılacak ders çok net:

Dağıtık teknoloji kullanmak, tek başına iyi teknoloji yönetimi anlamına gelmiyor.

##Hong Kong'daki yeni stablecoin kartı "kripto ödeme" kavramını değiştiriyor.

Thredd, Cashi'nin Hong Kong'da kullanıma açılan stablecoin harcama ve cashback kart programına ödeme altyapısı sağlıyor.

Kullanıcılar dijital varlıklarını uygulamada tutup doğrudan kartla harcayabiliyor.

Burada benim dikkatimi çeken şey kartın kendisi değil.

Kullanıcı deneyimi.

Çünkü kullanıcı artık "kriptoyu bozdurayım, sonra harcayayım" şeklinde düşünmek zorunda kalmayabilir.

Dijital varlığını tutuyor.

Kartını kullanıyor.

Ödeme gerçekleşiyor.

Bence stablecoin ekonomisinin gerçek sıçrama noktası tam burada.

Çünkü finansal teknolojilerde en başarılı ürünler, kullanıcıya teknolojiyi anlatmak zorunda kalmayan ürünlerdir.

İnsanlar nasıl bugün Visa'nın hangi altyapı protokolünü kullandığını düşünmeden kartını çıkarıyorsa, gelecekte de arka planda stablecoin olup olmadığını düşünmeden ödeme yapabilir.

Kripto ödeme sisteminin kitleselleşmesi, kripto kelimesinin kullanıcı deneyiminden silinmesiyle gerçekleşebilir.

##Securitize'ın halka arzı tokenizasyonun artık "ürün" yerine sermaye piyasası katmanı olduğunu söylüyor

Securitize, ikinci çeyrek sonuçlarını açıkladı. Şirket, 2 Temmuz'da New York Borsası'nda işlem görmeye başladığını ve halka açılan ilk tokenizasyon şirketi olduğunu belirtti.

Ayrıca Cantor Fitzgerald ile halka arz ve takip eden sermaye artırımlarının blockchain tabanlı altyapıyla gerçekleştirilmesine yönelik iş birliğini duyurdu.

Tokenizasyonu uzun zamandır "varlıkları blockchain üzerinde temsil etmek" şeklinde anlatıyoruz.

Securitize'ın bugün geldiği noktada ise bence tanım değişmeye başlıyor.

Çünkü artık konu sadece bir menkul kıymeti tokenize etmek değil.

Şirketin sermaye toplama sürecinin kendisi blockchain altyapısına taşınabiliyor.

Bu çok daha büyük bir dönüşüm.

Bir şirket halka arz oluyor.

Sermaye topluyor.

Sahiplik kayıtları oluşturuluyor.

İşlemler gerçekleşiyor.

Ve bütün bu süreçlerin bazı parçaları zincir üzerinde çalışabiliyor.

Bence tokenizasyonun gerçek hikayesi burada başlıyor.

Tokenizasyon finansal varlıkların dijital kopyasını üretmekten çıkıp, sermaye piyasalarının çalışma şeklini değiştirmeye başlıyor.

##6,5 milyar bağlantı bana IoT'nin "cihaz pazarı" değil, veri ekonomisi olduğunu gösteriyor

Küresel cellular IoT bağlantıları 2025 sonunda 4,2 milyara ulaştı. 2030'a kadar bu sayının 6,5 milyara çıkması bekleniyor. Raporda 5G ve düşük güç tüketimli geniş alan ağlarının IoT büyümesinde önemli rol oynayacağı belirtiliyor.

6,5 milyar bağlantı gerçekten büyük bir rakam.

Ama ben bu sayının kendisinden çok başka bir şeye bakıyorum:

Bu cihazların ürettiği veri kimin işine yarayacak?

Çünkü sensör sayısı arttıkça değer otomatik olarak artmıyor.

Asıl değer, o verinin karara dönüşmesiyle ortaya çıkıyor.

Bir fabrika makinesinin titreşimini ölçmek başka bir şey.

O titreşimden makinenin iki gün sonra arızalanacağını anlayıp bakım planını değiştirmek başka bir şey.

Bence IoT'nin yeni ekonomisi cihaz satmak üzerine kurulmayacak.

Veriden anlam üretmek üzerine kurulacak.

Ve burada AI devreye girdiğinde IoT'nin rolü daha da değişecek.

Sensör veriyi üretecek.

AI anlamlandıracak.

Şirket karar verecek.

Ben IoT'nin geleceğini tam olarak bu üçlüde görüyorum.

##Marathon'un 600 milyon dolarlık kredisi bana Bitcoin'in yeni bir finansal davranışını gösteriyor

Marathon Digital, Bitcoin varlıklarını teminat göstererek 600 milyon dolarlık kredi aldı. .

Bitcoin haberlerinde çoğu zaman "kaç Bitcoin alındı?" sorusuna bakıyoruz.

Ben bu kez başka bir noktaya bakıyorum:

Bitcoin satılmadan finansman sağlayabiliyor mu?

Bu çok önemli.

Çünkü bir varlığın finansal sistemde olgunlaşması yalnızca fiyatının yükselmesiyle ölçülmez.

O varlık teminat olabilir mi?

Kredi yaratabilir mi?

Bilanço içinde nasıl değerlendirilebilir?

Kurumsal finansman mekanizmasının içine girebilir mi?

Bitcoin'in geleceğinde bence bu sorular giderek daha önemli hale gelecek.

Çünkü Bitcoin sadece "alınıp satılan bir varlık" olmaktan çıkıp üzerinden finansman üretilebilen bir bilanço varlığına dönüşürse, kullanım alanı da ciddi biçimde genişler.