Regülatörler de Yapay Zekaya Geçiyor
- ABD'de kripto yaklaşımı yeni piyasa mimarisiyle şekilleniyor - Yapay zeka artık saldırının ana aktörü - Konvansiyonel borsa altyapısı blockchain'e taşınıyor - İran örneği bize Bitcoin'in başka bir yüzünü gösteriyor - Bitcoin 80 bin doların altında, fakat asıl hikaye likidasyonlarda - Bitcoin çalınmadı, altyapıya duyulan güven test edildi - Regülatörler de yapay zekaya geçiyor
ABD'de kripto yaklaşımı “yasakla” değil, yeni piyasa mimarisiyle şekilleniyor
SEC'in resmi kripto gündeminde Regulation Crypto Assets yaklaşımı halen çok önemli bir çerçeve oluşturuyor. SEC'in önerisi belirli kripto varlık yatırım sözleşmeleri için özel bir ihraç rejimi, 5 milyon dolara kadar dört yıllık ve 75 milyon dolara kadar yıllık belirli istisnalar ve koşullu bir güvenli liman öneriyor. Ayrıca SEC'in 1 Eylül'deki transfer acentesi düzenleme önerisi, blockchain tabanlı kayıt sistemlerini ve dijital kayıt teknolojilerini doğrudan düzenleyici altyapının içine alıyor. SEC'in kripto yaklaşımını sadece “SEC kriptoya karşı mı, yanında mı?” tartışması üzerinden okumayı artık doğru bulmuyorum. Çünkü kurumun attığı adımlarda çok daha farklı bir dönüşüm görüyoruz. Kripto varlıkları mevcut finansal sistemin tamamen dışında tutmak yerine, bunların hangi koşullarda menkul kıymet rejimine gireceğini, hangi koşullarda farklı bir yapı kazanacağını ve nasıl ihraç edilebileceğini tarif etmeye çalışıyor. Bu bence çok önemli bir zihniyet değişimi. Düzenleyici kurum artık sadece “Bunu yapamazsın” demiyor. “Bunu yapacaksan, şu kuralların içinde yap” demeye başlıyor. Ve finansal inovasyonun önünü açan asıl şey de çoğu zaman budur. Belirsizliğin ortadan kalkması. Ben SEC'in yeni yaklaşımını bu nedenle bir kripto politikası değişikliğinden çok, kriptonun geleneksel finans sistemine hangi kapıdan gireceğinin yeniden tasarlanması olarak görüyorum...
Yapay zeka artık saldırganın aracı haricinde saldırının ana aktörü de
T ehdit aktörlerinin yapay zeka ajanlarını saldırılarda daha fazla kullanmaya başladığını; ayrıca Gartner'ın SOC ekiplerinin önemli bölümünün AI ajanlarını denemeye başlayacağını ancak bunların küçük bir bölümünün gerçek sonuç üreteceğini öngördüğünü görüyoruz. Bu bana çok daha büyük bir dönüşüm söylüyor. Siber güvenlikte yeni bir dönem başladı. Eskiden saldırgan insan, savunma sistemi ise yazılımdı. Şimdi iki tarafta da yapay zeka var. Bu çok önemli bir kırılma. Çünkü saldırgan bir AI ajanını kullanarak binlerce sistemi aynı anda analiz edebilirken, savunma tarafındaki kurumların hâlâ insan merkezli operasyonlarla hareket etmesi mümkün değil. Ama burada başka bir risk daha var. Her şirkete “AI ajanı koyalım” demek de çözüm değil. Çünkü kontrolsüz bir yapay zeka ajanı, saldırgandan önce kurumun kendi güvenlik mimarisini zorlayabilir. Ben siber güvenliğin geleceğini “AI kullanmak” şeklinde tanımlamıyorum. AI'ın hangi yetkiyle, hangi sınırlar içinde ve kimin adına hareket edeceğini kontrol etmek olarak tanımlıyorum. Yeni güvenlik duvarımız belki de artık ağın dışında değil, yapay zekanın yetkilerinin içinde olacak...
Konvansiyonel borsa altyapısı blockchain'e taşınıyor
Londra Borsası'nın Payward ile birlikte İngiltere'de tokenlaştırılmış halka açık hisse senedi yapıları üzerinde çalışacağı gündemde. Aynı gün Broadridge de DLX isimli uçtan uca tokenizasyon ve dijital varlık altyapısını duyurdu. Sistem ihraç, işlem, takas, saklama ve dağıtım süreçlerini tek bir altyapıda birleştirmeyi hedefliyor. Benim açımdan haber şu: Tokenizasyon artık deneysel bir blockchain projesi olmaktan çıkıp piyasa altyapısı haline geliyor. Tokenizasyon konusunda uzun zamandır söylediğim bir şey var: Asıl devrim token üretmek değil, finansal piyasaların çalışma şeklini değiştirmek. Londra Borsası'nın tokenlaştırılmış hisse yapıları üzerinde çalışması ve Broadridge'in yeni dijital varlık altyapısı bu dönüşümün önemli işaretleri. Çünkü artık blockchain'e “kriptonun teknolojisi” olarak bakılmıyor. Hisse senedi, fon, tahvil, para ve diğer finansal varlıkların ihraçtan takasa kadar bütün yaşam döngüsünün blockchain üzerinde çalışabileceği bir finansal mimari kuruluyor. Benim için kritik soru şu: Tokenizasyon geleneksel piyasaların rakibi mi olacak, yoksa geleneksel piyasaların yeni işletim sistemi mi? Ben ikinci ihtimalin çok daha güçlü olduğunu düşünüyorum. Çünkü geleceğin finans piyasalarında blockchain'i kullanan kurumlar değil, blockchain'in varlığını kullanıcıya hissettirmeden arka planda çalıştırdığı kurumlar kazanacak...
İran örneği bize Bitcoin'in başka bir yüzünü gösteriyor
Financial Times İran'ın yaptırımlar ve küresel finans sisteminden dışlanma nedeniyle Tether ve Bitcoin gibi kripto varlıkları sınır ötesi ticarette ve ekonomik faaliyetlerde kullanmaya yöneldiğini yazdı. Haberde 2025 yılında İran üzerinden yaklaşık 10 milyar dolarlık kripto hareketi olduğu ve ülkenin küresel Bitcoin madenciliğinde yaklaşık yüzde 4,5 paya sahip olduğu aktarılıyor. Bu haberi “İran Bitcoin kullanıyor” seviyesinde bırakmak bana göre büyük resmi kaçırmak olur. Bitcoin'i konuşurken genellikle fiyatına bakıyoruz. Bugün ben fiyat grafiğinden biraz uzaklaşıp İran'a bakıyorum. Çünkü İran örneği Bitcoin'in başka bir özelliğini gösteriyor: Küresel finans sistemine erişim zorlaştığında, dijital varlıklar alternatif bir finansal kanal haline gelebiliyor. Burada Bitcoin'in değerinin yükselip düşmesinden daha önemli bir konu var. Erişilebilirlik. Bir ülke, şirket veya birey geleneksel finansal sisteme erişemediğinde başka bir değer transfer mekanizması arıyor. Bu nedenle Bitcoin'in jeopolitik rolünü önümüzdeki yıllarda daha fazla konuşacağımızı düşünüyorum. Bitcoin sadece bir yatırım aracı olarak değil, finansal sistemlerin dışında kalan aktörlerin kullanabildiği alternatif bir değer transfer ağı olarak da önem kazanıyor. Bana göre Bitcoin'in gelecekteki en büyük tartışmalarından biri fiyat değil, finansal egemenlik olacak...
Bitcoin 80 bin doların altında, fakat asıl hikaye likidasyonlarda
Bitcoin yaklaşık 79 bin dolar bölgesinde işlem görürken, sadece 24 saatte yaklaşık 246 milyon dolarlık kripto pozisyonunun tasfiye edildiği bildiriliyor. Ben burada yine “Bitcoin düşüyor mu?” sorusuna takılmıyorum. Bitcoin 80 bin doların altında. Ama benim bugün baktığım rakam Bitcoin'in fiyatı değil. Yaklaşık 246 milyon dolarlık pozisyonun tasfiye edilmesi. Çünkü kripto piyasasında fiyat hareketinin kendisinden çok, kaldıraç yapısının nasıl davrandığı bize piyasanın gerçek riskini gösteriyor. Fiyat düşebilir, yükselebilir. Ama yüksek kaldıraç biriktiğinde küçük bir hareket çok daha büyük bir zincirleme satış yaratabiliyor. Bu nedenle yatırımcıların artık yalnızca “Bitcoin nereye gider?” sorusunu sormaması gerektiğini düşünüyorum. Daha önemli soru: Piyasada bu hareketi büyütecek ne kadar kaldıraç var? Kripto piyasasının olgunlaşması sadece daha büyük sermaye gelmesiyle olmayacak. Kaldıracın nasıl yönetildiği de bu olgunluğun göstergesi olacak...
Bitcoin çalınmadı, altyapıya duyulan güven test edildi
Liquid Network'de yaklaşık 320 milyon dolarlık Bitcoin'in çekilmesi son günlerin en dikkat çekici blockchain güvenlik olaylarından biri. Yaklaşık 4.000 BTC'nin federation cüzdanından çıkarıldığı bildiriliyor. Liquid işlemleri durdurdu. Liquid Network olayında herkes 320 milyon dolarlık Bitcoin kaybına bakıyor. Ben ise başka bir yere bakıyorum: Blockchain üzerinde işlemin doğru çalışması, sistemin güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Buradaki kritik nokta Bitcoin protokolünün kırılması değil; blockchain'in çevresindeki yetkilendirme, saklama ve operasyon mimarisinin ne kadar güvenilir olduğu. Bu ayrım çok önemli. Çünkü finansal sistemler blockchain'e taşındıkça saldırganların hedefi yalnızca blockchain olmayacak. Cüzdanlar, köprüler, yetkilendirme mekanizmaları, doğrulayıcılar ve insan süreçleri de hedef olacak. Dolayısıyla geleceğin finansal güvenliği “Blockchain güvenli mi?” sorusuyla ölçülemeyecek. Asıl soru şu olacak: Blockchain'in etrafına kurduğumuz bütün sistem güvenli mi? Bence önümüzdeki dönemin en kritik siber güvenlik sınavı burada...
Regülatörler de yapay zekaya geçiyor
Finansal regülatörlerin daha fazla cloud altyapısı, granular veri ve yapay zeka kullanmaya başladığı aktarılıyor. Buradaki önemli nokta, AI'ın artık yalnızca finansal kurumların değil, denetleyicilerin de çalışma biçimini değiştirmesi. Bu konu özellikle Türkiye açısından çok önemli. Yapay zekanın finans sektöründeki etkisini konuşurken genellikle bankalara, fintech şirketlerine ve yatırımcılara bakıyoruz. Ben artık regülatörlere de bakılması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü yapay zeka yalnızca finansal hizmetleri değiştirmiyor; finansal sistemin nasıl denetleneceğini de değiştiriyor. Regülatörler daha fazla veriyi gerçek zamanlı analiz edebilir, anormal işlemleri daha hızlı yakalayabilir, riskleri oluşmadan önce görebilir ve stres testlerini çok daha dinamik hale getirebilir. İşte burada SupTech'in gerçek önemi ortaya çıkıyor. Bana göre geleceğin regülatörü daha fazla insan çalıştıran değil, daha fazla veriyi daha hızlı anlamlandırabilen regülatör olacak. Türkiye'nin finansal teknoloji vizyonunda RegTech kadar SupTech'e de yatırım yapması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü finansal sistem dijitalleşirken denetimin analog kalması mümkün değil...