Mahkemeler Yapay Zeka Komutlarını Koruma Altına Almaya Başlıyor
- IBM OpenAI anlaşmasında "AI kullanımı" - Mahkemelerin Yapay Zeka komutlarını korumaya başlaması - Yapay Zeka saldırgan tarafta da "çalışıyor" - Japon devlet tahvillerini blockchain'e taşıma - Rus rublesi stablecoin'inin 140 milyar dolarlık işlem hacmi
IBM – OpenAI anlaşmasına ben "AI kullanımı" değil, şirketlerin çalışma mimarisinin değişmesi olarak bakıyorum
IBM ve OpenAI, işletmelerin yapay zekâyı şirketlerin temel operasyonlarına daha geniş ölçekte yerleştirmesine yönelik stratejik bir ortaklık açıkladı. Anlaşmanın odağında OpenAI modellerinin IBM'in kurumsal yazılım ve danışmanlık ekosistemiyle birlikte kullanılması bulunuyor.
IBM ile OpenAI'ın yan yana gelmesi bana artık "bir şirket daha yapay zea kullanmaya başladı" hikayesini anlatmıyor.
Bence burada başka bir dönem başlıyor.
Çünkü yapay zekânın şirketlerde gerçekten yaygınlaşmasının önündeki problem artık model bulmak değil.
Modeli şirketin mevcut sistemlerine bağlamak.
ERP, CRM, insan kaynakları, finans, üretim, müşteri hizmetleri...
Bütün bu sistemlerin içine AI yerleştiğinde çalışanların kullandığı ayrı bir uygulamadan bahsetmeyeceğiz.
AI, şirketin çalışma biçiminin bir parçası olacak.
Benim açımdan asıl dönüşüm burada.
Gelecekte şirketlerin "AI departmanı" kurması değil, AI'sız departman bırakmaması konuşulacak...
Mahkemelerin Yapay Zeka komutlarını korumaya başlaması bana çok farklı bir geleceğin kapısını gösteriyor
Hukuk analizine göre ABD'deki mahkemeler, yapay zeka kullanılan davalarda prompt'lar ve model çıktılarının dava sürecinde karşı tarafa sunulması konusunda yeni bir yaklaşım geliştirmeye başladı. Bazı mahkemeler, bu içeriklerin keşif sürecinden korunabileceğini değerlendiriyor.
Bence bu haber teknoloji sektörünün dışında kalan herkes için çok önemli.
Çünkü yapay zeka hayatımıza girdikçe yeni bir soru ortaya çıkıyor:
Bir insanın Yapay Zeka'ya yazdığı şey kime ait?
Bir avukatın prompt'u olabilir.
Bir şirketin stratejik talimatı olabilir.
Bir mühendisin henüz patent başvurusuna dönüşmemiş fikri olabilir.
Bir yöneticinin gizli ticari değerlendirmesi olabilir.
Dolayısıyla prompt artık sadece "yapay zeka'ya yazılan birkaç kelime" değil.
Bazı durumlarda şirketin düşünce sürecinin dijital kaydı haline gelebilir.
Bence önümüzdeki dönemde şirketlerde yeni bir kavramla karşılaşacağız:
Prompt yönetimi.
Nasıl bugün önemli belgeleri koruyorsak, bazı AI etkileşimlerini de hukuki ve ticari varlık olarak korumamız gerekebilir...
Tayvan saldırıları bana Yapay Zeka'nın saldırgan tarafta da "çalışan" bir teknolojiye dönüştüğünü gösteriyor
Tayvan, kamu kurumlarına yönelik AI destekli siber saldırılar tespit etti. Saldırılarda yapay zekânın saldırı süreçlerini hızlandırmak ve daha sofistike hale getirmek için kullanıldığı bildiriliyor.
Yapay zekanın güvenlik tarafını konuşurken genellikle yapay zeka'nın bizi saldırılardan koruyacağını anlatıyoruz.
Ben bugün tersinden bakıyorum.
AI artık saldırganların da yardımcısı.
Bir saldırganın daha hızlı araştırma yapması,
daha fazla hedefi analiz etmesi,
daha kişiselleştirilmiş saldırılar hazırlaması mümkün hale geldikçe klasik siber güvenlik anlayışı da zorlanacak.
Bence bundan sonra "AI güvenliği" ile "AI destekli siber saldırı" aynı yarışın iki tarafı olacak.
Ve burada çok önemli bir fark var:
Savunma sisteminin her saldırıyı tek tek tanıması gerekmeyebilir.
Ama saldırgan yeni yöntemi AI ile birkaç dakika içinde üretebilir.
Siber güvenlikte hız avantajı giderek yapay zekanın eline geçiyor...
MUFG'nin Japon devlet tahvillerini blockchain'e taşıma planına farklı bakıyorum: mesele tahvil değil, piyasa altyapısı
Japonya'nın en büyük bankalarından MUFG, Japon devlet tahvillerinin işlemlerini blockchain tabanlı altyapıyla hızlandırmaya yönelik bir sistem üzerinde çalışıyor. Amaç işlemlerin daha hızlı ve otomatik gerçekleştirilmesi.
Burada herkes "Japonya devlet tahvilini blockchain'e taşıyor" cümlesine odaklanabilir.
Ben ise başka bir noktaya bakıyorum:
Finansal piyasaların arka ofisi değişiyor.
Blockchain'in en büyük potansiyelini hala kripto varlıkların transferinde arıyoruz.
Oysa çok daha büyük dönüşüm;
işlem kaydı,
mutabakat,
takas,
teminat yönetimi
ve sahiplik kayıtlarında gerçekleşebilir.
Çünkü finans dünyasında görünmeyen çok büyük bir maliyet var:
Bir işlemin gerçekleşmesi ile kesinleşmesi arasındaki karmaşıklık.
Blockchain bu süreci sadeleştirebilirse, kullanıcı bunu hiç fark etmeyebilir.
Ama bankaların maliyetleri ve işlem hızları ciddi biçimde değişebilir.
Bence blockchain'in en büyük başarısı, bir gün blockchain olarak görünmemesi olabilir...
Rus rublesi stablecoin'inin 140 milyar dolarlık işlem hacmi ilgi çekici bir soru sorduruyor
Rusya merkezli ruble stablecoin'i A7A5'in Şubat 2025'teki lansmanından bu yana yaklaşık 140 milyar dolarlık işlem hacmine ulaştığı belirtildi. İşlemlerin yaklaşık yüzde 90'ının Çin bağlantılı olduğu aktarılıyor. Ancak token arzının çok büyük bölümünün tek bir cüzdanda yoğunlaşması da önemli bir risk olarak öne çıkıyor.
140 milyar dolarlık işlem hacmi ilk bakışta stablecoin'in başarısı gibi görünüyor.
Ben ise bu rakamın arkasındaki başka bir soruya bakıyorum:
Bu hacim ne kadar merkezi?
Çünkü stablecoin'in blockchain üzerinde çalışması onu otomatik olarak merkeziyetsiz yapmıyor.
Eğer arzın çok büyük bölümü tek bir cüzdanda toplanıyorsa, karşımızda teknik olarak blockchain üzerinde çalışan ama ekonomik olarak oldukça merkezileşmiş bir yapı olabilir.
Bu nedenle stablecoin'lerde bundan sonra yalnızca piyasa değerine ve işlem hacmine bakmak bana yeterli gelmiyor.
Ben üç yeni göstergeye bakılması gerektiğini düşünüyorum:
Kim ihraç ediyor? Kim kontrol ediyor? Kim gerçekten kullanıyor?
Stablecoin yarışının geleceğinde bence en kritik konu "kaç milyar dolarlık hacim?" değil.
O hacmin ne kadarının gerçek ekonomik aktivite olduğuna cevap verebilmek