ABD– İran savaşı → Petrol → FED → Bitcoin: Kriptoyu düşüren petrol değil, petrolün FED'e yaptığı baskı

ABD–İran gerilimi nedeniyle Brent petrol 109 doların üzerine, WTI ise 102 doların üzerine çıktı. Aynı anda ABD 10 yıllık tahvil faizi yaklaşık %5 seviyesine yaklaştı. ABD'nin ağustos üretici fiyat endeksi yıllık %5,4 arttı ve piyasa gelecek hafta FED'den faiz artırımı beklemeye başladı. Reuters'a göre eylül toplantısında 25 baz puanlık artış ihtimali yaklaşık %85'e çıktı.

ABD üretici enflasyonunun Bitcoin ve altını düşürdüğünü, petrol ve tahvillerin ise yükseldiğini aktardı.

Burada benim farklı baktığım nokta çok net:

Bitcoin'in petrol fiyatı yüzünden düştüğünü söylemek bana fazla basit geliyor.

Ben zincirin bir sonraki halkasına bakıyorum.

ABD–İran savaşı petrolü yukarı taşıyor.

Petrol yukarı çıktığında enflasyon baskısı artıyor.

Enflasyon arttığında FED'in faiz indirme alanı daralıyor, hatta faiz artırma ihtimali güçleniyor.

Faiz beklentisi yükseldiğinde tahvil getirileri ve dolar cazibesini artırıyor.

İşte Bitcoin üzerindeki baskı burada oluşuyor.

Yani Bitcoin'in rakibi bu durumda petrol değil.

Bitcoin'in rakibi, petrolün FED'e yaptırdığı para politikası.

Bence bu ayrımı yapmak çok önemli.

Çünkü savaş sona erse ve petrol hızla gerilese, Bitcoin üzerindeki makro baskının önemli bir bölümü de ortadan kalkabilir.

Dolayısıyla önümüzdeki günlerde Bitcoin grafiğine bakarken sadece savaş haberlerini değil, petrolün FED'in karar fonksiyonunu ne kadar değiştirdiğini takip edeceğim.

Kripto piyasasında jeopolitik risk artık doğrudan değil, para politikası kanalıyla fiyatlanıyor...

Bitcoin'de yeni sorun fiyat değil, sermayenin alternatif maliyeti

ABD 10 yıllık tahvil faizi %5'e yaklaşırken Bitcoin'in aşağı gelmesi, bana göre kripto piyasasının olgunlaşması açısından önemli bir gösterge. WSJ de yükselen petrol ve enflasyonun tahvil getirilerini yukarı taşıdığını ve piyasanın FED'den daha sıkı politika beklediğini bildiriyor.

Bunu klasik “Bitcoin faiz artışından olumsuz etkilenir” cümlesiyle geçmek istemiyorum.

Bitcoin'in faiz karşısındaki ilişkisini biraz farklı okumak gerekiyor.

Eskiden Bitcoin yükselirken herkes “risk iştahı arttı” diyordu.

Şimdi ise karşımızda başka bir denklem var.

ABD tahvili size yüksek ve görece risksiz bir getiri sunuyorsa, yatırımcının Bitcoin almak için talep ettiği risk primi de yükseliyor.

Yani Bitcoin'in problemi yalnızca fiyatının düşmesi değil.

Bitcoin'in rakip yatırım araçlarının cazibesinin artması.

Bu nedenle ben önümüzdeki dönemde Bitcoin için sadece “kaç dolar?” sorusuna bakmayacağım.

ABD 10 yıllık tahvil faizi nerede?

Reel faiz ne durumda?

Dolar güçleniyor mu?

Ve yatırımcı Bitcoin almak için ne kadar ekstra risk primi talep ediyor?

Bence Bitcoin'in geleneksel finansla bütünleşmesinin gerçek sonucu tam burada ortaya çıkıyor.

Bitcoin artık makroekonomiden bağımsız bir ada değil.

Ama bunun olumlu tarafı da var:

Makro koşullar tersine döndüğünde Bitcoin'e gelebilecek sermayenin kanalı da artık çok daha büyük...

BitMine'ın 5% hedefi artık yatırımdan çok Ethereum üzerinde kurumsal pozisyon

BitMine 28.086 ETH daha satın alarak yaklaşık 5,93 milyon ETH'ye ulaştı ve Ethereum arzının %5'ine sahip olma hedefinin %97'sini tamamladı. Şirketin yaklaşık 5,1 milyon ETH'si stake edilmiş durumda ve bunun yıllık yaklaşık 330 milyon dolar gelir yaratması bekleniyor.

Bu haber önceki ETH yorumlarımızdan farklı bir yere götürüyor.

Ethereum'da bugün fiyat grafiğinden çok daha ilginç bir şey görüyorum.

Bir şirket, Ethereum arzının yüzde 5'ine sahip olmayı hedefliyor.

BitMine'ın 5,93 milyon ETH'lik pozisyonu artık klasik bir yatırım portföyü gibi görünmüyor.

Çünkü şirket bu varlığı sadece bekletmiyor.

Milyonlarca ETH'yi stake ediyor ve buradan düzenli gelir üretmeye çalışıyor.

Burada Ethereum'un hikayesi Bitcoin'den ayrılıyor.

Bitcoin kurumsal bilançolarda daha çok bir rezerv varlık gibi konumlanırken Ethereum aynı zamanda getiri üreten bir dijital altyapı varlığı haline gelebiliyor.

Bu çok önemli.

Çünkü gelecekte bir şirketin “Ne kadar ETH'si var?” sorusundan daha önemli soru şu olabilir:

Bu ETH şirket için ne kadar ekonomik değer üretiyor?

Bence Ethereum'un kurumsal hikayesinin yeni aşaması fiyat değil, bilanço üzerinde ürettiği nakit akışı olacak.

CLARITY Act Yasasının en önemli değişikliği “kripto” değil, protokol kavramı

Senato Cumhuriyetçileri CLARITY Act'in 630 sayfalık yeni versiyonunu açıkladı. Yeni metin, merkezi olmayan olmayan işlem protokollerinin CFTC'ye kayıt olmasını öngören yeni kurallar getiriyor. Ayrıca CFTC ve Hazine'ye bu alan için kurallar oluşturma görevi veriliyor.

CoinDesk de yeni metindeki DeFi ve kredi birlikleri düzenlemelerine dikkat çekiyor.

Ben burada artık oylama takvimine bakmıyorum.

CLARITY Act'in yeni metninde benim dikkatimi çeken şey 630 sayfalık yasa metni değil.

“Protokol” kelimesinin hukuken daha fazla önem kazanması.

Çünkü blockchain ekonomisinde bugüne kadar çok basit bir ayrım yaptık:

Borsa var.

Token var.

Kullanıcı var.

Ama aslında bunların arasında çalışan protokoller var.

Yeni düzenleme bazı merkezi kontrol unsurları bulunan işlem protokollerini doğrudan düzenleyici çerçevenin içine almaya çalışıyor.

Bence bu çok önemli bir kırılma.

Çünkü hukuk artık sadece şirketleri ve tokenları değil, yazılımın finansal davranışını da tanımlamaya başlıyor.

Geleceğin finans hukukunda “Bu şirket ne yapıyor?” sorusunun yanında “Bu protokol hangi ekonomik faaliyeti gerçekleştiriyor?” sorusu da olacak.

Bana göre CLARITY Act'in uzun vadeli etkisi tam burada.

Kripto sektörünü düzenlemekten daha büyük bir şey yapıyor:

Yazılım ile finans arasındaki sınırı hukuken yeniden çiziyor...

Bitcoin yatırım ürünlerinde sınırların esnemesi, yeni ETF yarışından daha önemli

SEC, Bitcoin ağırlıklı bazı trust yapılarına mevcut listeleme kurallarının ötesinde %15'e kadar esneklik sağlayan yeni bir yaklaşım getirdi.

Burada benim ilgimi çeken şey “yeni bir Bitcoin ETF geldi” değil.

ETF mimarisinin kendisinin esnemesi.

SEC'in Bitcoin ağırlıklı trust ürünlerine yüzde 15'lik esneklik sağlamasını ben yeni bir ETF haberi olarak görmüyorum.

Bence burada daha büyük bir şey oluyor.

Düzenleyici kurum, dijital varlık ürünlerinin finansal ürün tasarımı açısından daha esnek hale gelmesine izin vermeye başlıyor.

Bu çok önemli.

Çünkü kurumsal yatırımcı için Bitcoin almak artık sadece Bitcoin satın almak anlamına gelmiyor.

Trust var.

ETF var.

Opsiyon var.

Türev var.

Staking var.

Tokenlaştırılmış menkul kıymetler var.

Bütün bunların aynı sermaye piyasası mimarisine nasıl yerleştirileceği tartışılıyor.

Ben SEC'in kripto yaklaşımındaki asıl dönüşümü burada görüyorum.

Kriptoyu ayrı bir finansal ada olarak tutmak yerine mevcut sermaye piyasası ürünlerinin tasarım alanına dahil ediyor.

Bunun sonucunda önümüzdeki yıllarda en büyük rekabet belki de tokenlar arasında değil,

kripto varlıklara erişim sağlayan finansal ürünlerin tasarımında yaşanacak...

MicroStrategy / Strategy / Michael Saylor'ın Bitcoin almaması

Strategy önceki hafta 4.600'den fazla Bitcoin aldıktan sonra geçen hafta yeni BTC alımı yapmadı; bunun yerine STRC imtiyazlı hisselerine yaklaşık 176 milyon dolar harcadığı bildirildi. Cointelegraph da aynı gelişmeyi aktarıyor.

İşte burada klasik MicroStrategy anlatısından tamamen farklı bir açı var.

Strategy ile ilgili bugün benim dikkatimi çeken şey Bitcoin almaması.

Evet, yanlış duymadınız.

Bence bu kez satın aldığı Bitcoin miktarından daha önemli olan, sermayesini başka bir yere yönlendirmesi.

Şirket STRC imtiyazlı hisselerini geri alıyor.

Bu bize Strategy'nin artık yalnızca “Bitcoin satın alan şirket” olmadığını gösteriyor.

Şirket kendi sermaye yapısını da Bitcoin stratejisinin bir parçası haline getiriyor.

Yani ortada artık tek bir işlem yok:

Bitcoin alımı.

Borçlanma.

İmtiyazlı hisse.

Hisse geri alımı.

Nakit rezervi.

Bunların tamamı birlikte çalışan bir finansal mühendislik modeli oluşturuyor.

Bu yüzden ben Strategy'yi artık bir şirketten çok, Bitcoin etrafında kurulmuş bir sermaye piyasası laboratuvarı gibi okuyorum.

Ve bence bundan sonra kopyalanacak olan sadece Bitcoin satın alma modeli olmayacak.

Asıl kopyalanacak şey, Bitcoin'i bilanço ile sermaye piyasası arasında nasıl finanse ettiği olacak.