Yapay Zeka harcamalarında yatırım ne zaman ekonomik değere dönüşecek ?

Alibaba'nın yapay zeka yatırımlarını hızlandırması sonrasında şirketin piyasa değerinde yaklaşık 21 milyar dolarlık düşüş yaşandığı bildirildi.

Haberde AI yatırımlarının yeni cloud gelirlerinin yaklaşık 4,5 katına ulaştığına dikkat çekiliyor.

Yapay zeka yatırımlarını değerlendirirken genellikle milyarlarca dolarlık rakamları görünce "Şirket AI'a ne kadar inanıyor?" diye bakıyoruz.

Bir şirketin AI'a ne kadar para harcadığı bana tek başına hiçbir şey söylemiyor.

Bu yatırım ne zaman gelir üretmeye başlayacak?

Çünkü yapay zeka ekonomisinde çok ilginç bir dönemden geçiyoruz.

Şirketler gelecekteki büyümeyi satın almak için bugün devasa altyapı yatırımları yapıyor.

Fakat AI yatırımı ile AI geliri arasında ciddi bir zaman farkı oluşabiliyor.

Bence önümüzdeki dönemin en önemli finansal göstergelerinden biri "AI yatırımının geri dönüş süresi" olacak.

Şirketler artık yatırımcılara yalnızca "Yapay Zeka'ya 10 milyar dolar harcadık" demek zorunda kalacak.

"Bu 10 milyar dolar bize kaç yılda geri dönecek?" sorusuna da cevap vermeleri gerekecek...

Kod yazan Yapay Zeka'dan, yazılım ekiplerinin çalışma arkadaşına geçiyoruz

Salesforce, yapay zeka destekli kodlama süreçlerini Slack ortamına taşıyan Slack Code yaklaşımını duyurdu.

Amaç, AI coding agent'larının geliştiricilerin zaten kullandığı ortak çalışma ortamına entegre edilmesi ve kod geliştirme süreçlerindeki geçişlerin azaltılması.

Ben bu haberi "Salesforce yeni bir AI coding aracı çıkardı" şeklinde okumuyorum.

Bence çok daha önemli bir dönüşüm var:

AI artık ayrı bir araç olmaktan çıkıyor.

Bugün yazılımcı bir AI aracına gidiyor.

Kod yazıyor.

Sonra sonucu başka bir sisteme taşıyor.

Sonra ekip arkadaşlarıyla paylaşıyor.

Sonra tekrar geliştiriyor.

Slack Code gibi yaklaşımlar bu zinciri kırmaya çalışıyor.

Bana göre gelecekte çalışanların "hangi AI aracını kullanıyorsun?" sorusuna verdiği cevap giderek anlamsızlaşacak.

Çünkü AI, kullandığımız uygulamanın içine gömülecek.

AI bir uygulama olmayacak; uygulamaların çalışma biçimi olacak.

Bu nedenle şirketler açısından asıl rekabetin modeller arasında değil, Yapay Zeka'nın iş akışlarına ne kadar derin entegre edilebildiği konusunda yaşanacağını düşünüyorum...

Tokenizasyon artık sadece varlığı blockchain'e taşımak değil

Güney Kore'nin büyük finans kuruluşlarından Shinhan Asset Management, Solana Foundation, Etherfuse ve Orca ile birlikte Kore wonu cinsinden tokenize edilmiş bir fonun ihraç ve dağıtımı için bir proof-of-concept üzerinde çalışmaya başladı.

Tokenizasyonu konuşurken çoğu zaman varlığın kendisine odaklanıyoruz.

Hangi hisse tokenize edildi?

Hangi tahvil tokenize edildi?

Hangi fon blockchain'e taşındı?

Ben artık başka bir noktaya bakıyorum:

Bu varlığın dağıtım modeli değişiyor mu?

Shinhan örneğinde benim için önemli olan Kore wonu cinsinden bir fonun token haline gelmesi değil.

Fonun ihraç ve dağıtım sürecinin programlanabilir bir altyapıya taşınması.

Bunun finans dünyası açısından çok daha büyük sonuçları olabilir.

Çünkü bugün bir yatırım ürününün oluşturulması, dağıtılması, transfer edilmesi ve kayıt altına alınması farklı sistemlerin koordinasyonunu gerektiriyor.

Tokenizasyon bunları aynı dijital altyapıda birleştirebilirse;

finansal ürünlerin sadece formatını değil, dağıtım ekonomisini de değiştirebilir.

Bence tokenizasyonun gerçek devrimi burada başlayacak...

Ripple'ın RLUSD ile kredi fonu ile stablecoin artık ödeme aracından kredi altyapısına doğru ilerliyor

Ripple, Clearpool ve Cicada Partners ile birlikte fintech ve ödeme şirketlerine RLUSD stablecoin üzerinden işletme sermayesi kredileri sağlamayı hedefleyen yeni bir kurumsal kredi fonunu destekliyor.

Yapının XRP Ledger üzerinde çalışması planlanıyor; ilgili bazı altyapı özellikleri ise henüz onay aşamasında.

Stablecoin'leri uzun zamandır dijital ödeme aracı olarak konuşuyoruz.

Dolar transferi.

Sınır ötesi ödeme.

Hızlı mutabakat.

Ama RLUSD üzerinden oluşturulması planlanan kredi yapısı bana başka bir ihtimali gösteriyor:

Stablecoin artık paranın kendisi olmaktan çıkıp finansal işlemlerin çalışma katmanına dönüşebilir.

Bir stablecoin ile ödeme yapmak başka.

Bir stablecoin üzerinden kredi vermek çok daha farklı.

Çünkü burada stablecoin artık sadece "dijital dolar" değil.

Finansal sözleşmenin içindeki likidite katmanı.

Bence önümüzdeki yıllarda stablecoin piyasasında asıl rekabet "kim daha fazla token ihraç etti?" sorusundan uzaklaşacak.

Şu soruya gelecek:

"Hangi finansal ürünlerin altyapısında kullanılabiliyor?"

Eğer stablecoin;

ödeme,

kredi,

teminat,

ticaret finansmanı

ve sermaye piyasalarında kullanılmaya başlarsa, finansal sistemdeki rolü tamamen değişir...

Çin'in uydu IoT hamlesiyle "Her şey internete bağlanacak" cümlesinin anlamı değişiyor

Çin, özel sektörün uydu tabanlı Internet of Things hizmetlerine erişimini genişletmek amacıyla iki yıllık ticari deneme sürecini başlattı.

Böylece geleneksel karasal iletişim altyapısının ulaşamadığı alanlarda IoT cihazlarının uydu üzerinden bağlanması hedefleniyor.

IoT hakkında yıllardır "milyarlarca cihaz internete bağlanacak" diyoruz.

Ama bu cümlenin içinde çok önemli bir varsayım var:

İnternet bağlantısının zaten mevcut olduğunu varsayıyoruz.

Oysa dünyanın büyük bölümünde bu doğru değil.

Tarım alanları.

Deniz taşımacılığı.

Madenler.

Enerji tesisleri.

Uzak bölgelerdeki lojistik sistemler...

Bu alanlarda IoT'nin önündeki problem sensör değil.

Bağlantı.

Uydu IoT bu nedenle benim için yeni bir cihaz teknolojisi değil.

Bir altyapı genişlemesi.

Ve bunun yapay zeka açısından da önemli bir sonucu var.

Daha fazla cihaz internete bağlandıkça daha fazla gerçek zamanlı veri üretilecek.

Daha fazla veri geldikçe yapay zeka'nın fiziksel dünyayı analiz etme kapasitesi artacak.

Yani uydu IoT'nin asıl etkisi sadece "daha fazla cihaz bağlamak" olmayabilir.

Fiziksel dünyanın daha büyük bölümünü yapay zekanın görebileceği hale getirmek olabilir...