Yapay Zeka'nın istihdam etkisini ölçmeden "AI işimizi elimizden alıyor" demek

Yapay Zeka kullanan şirketlerin istihdam ve büyüme performansı inceleniyor. Bazı yoğun AI kullanıcılarında büyümenin hızlandığı görülürken, şirketlerin işten çıkarmaları AI'ya bağlamasının gerçek etkiyi ölçmeyi zorlaştırdığı belirtiliyor.

Burada benim dikkatimi çeken şey işten çıkarmalardan çok verinin yetersizliği.

Bugün bir şirket 5 bin kişiyi işten çıkarıyor ve hemen "Bunu yapay zeka yüzünden yaptık" diyebiliyor. Başka bir şirket aynı dönemde AI kullanarak büyüyor ve yeni çalışanlar alıyor.

O zaman karşımızda çok daha önemli bir problem var:

Yapay Zeka'nın iş gücüne etkisini gerçekten ölçebiliyor muyuz ?

Bence henüz ölçemiyoruz.

Çünkü şirketlerin organizasyon yapısı, verimlilik beklentisi ve çalışan başına üretilen değer aynı anda değişiyor.

Ben AI çağında işsizliği yalnızca "kaç kişi işini kaybetti?" sorusuyla ölçmenin yanlış olduğunu düşünüyorum.

Asıl ölçmemiz gereken şey bir insanın Yapay Zeka ile birlikte ne kadar daha fazla ekonomik değer üretebildiği...

Stablecoin'in asıl devrimi kullanıcının stablecoin kullandığını bilmemesi olabilir

LemFi ve BVNK, sınır ötesi para transferlerinde stablecoin tabanlı settlement altyapısı kullanmak üzere ortaklık kurdu. Sistem, son kullanıcı açısından geleneksel para transferinden farklı görünmezken arka planda correspondent banking zincirinin yerine stablecoin altyapısı kullanıyor.

Bu haber stablecoin piyasası için düşündüğümüzden çok daha önemli.

Çünkü kullanıcıya yeni bir cüzdan vermiyor.

Ona blockchain öğretmiyor.

Hatta stablecoin kullandığını bile söylemek zorunda değil.

İşte benim "kitlesel benimseme" dediğim şey tam olarak bu.

Teknoloji görünür olmak zorunda değil.

Nasıl bugün internet üzerinden yaptığımız işlemlerde interneti düşünmüyorsak, gelecekte de paranın hangi blockchain üzerinde hareket ettiğini düşünmeyeceğiz.

Stablecoin'in gerçek başarısı, kullanıcıların stablecoin kelimesini unutmasıyla başlayabilir...

Wells Fargo'nun tokenized deposit hamlesi "bankalar kriptoya geliyor"dan daha farklı

Wells Fargo'nun kendi tokenized deposit yapısını hayata geçirmeye yönelik adımı gündeme geldi. Sistem, banka mevduatlarının blockchain altyapısı üzerinden programlanabilir ve daha hızlı hareket ettirilmesini hedefliyor.

"Wells Fargo blockchain kullanmaya başladı" bakış açısından daha önemli bir dönüşüm var:

Bankalar artık blockchain'e para göndermek için değil, kendi paralarını programlanabilir hale getirmek için bakıyor.

Bu çok farklı bir yaklaşım.

Çünkü tokenized deposit, bankacılık sisteminin dışına çıkmak yerine bankacılık sisteminin kendisini dijitalleştiriyor.

Bana göre önümüzdeki yıllarda "kripto para mı, banka parası mı ?" tartışması da giderek anlamsızlaşacak.

Çünkü aynı para, farklı teknolojik katmanlarda hareket edebilecek...

IoT'nin geleceği artık sadece akıllı evlerde değil, uzayda yazılıyor

İspanyol Hispasat, AB'nin 15,6 milyar avroluk IRIS2 güvenli uydu ağı projesinde önemli bir rol üstlenecek. Projenin 600 milyon avroya kadar ayrılan bölümü, düşük yörüngedeki uydular üzerinden doğrudan cihaza ve Internet of Things bağlantısına odaklanıyor. Sistemin 2030'da hizmete girmesi planlanıyor.

IoT denince aklımıza hala akıllı saat, buzdolabı, otomobil veya fabrika sensörü geliyor.

Ben artık IoT'yi çok daha büyük düşünmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Çünkü cihazların internete bağlanmasıyla ilgili sınırımız artık Wi-Fi veya mobil şebeke olmayabilir.

Uydu üzerinden doğrudan cihaza bağlantı, IoT'nin coğrafi sınırlarını değiştirebilir.

Tarım arazisindeki sensörden okyanustaki gemiye, çöldeki enerji tesisinden sınır ötesi lojistik sistemine kadar milyarlarca cihazın sürekli bağlantıda olması mümkün hale geliyor.

Bence IoT'nin bir sonraki sıçraması daha akıllı cihazlar değil;

daha ulaşılabilir bağlantı olacak...

Trump Media'nın kripto planından vazgeçmesi piyasanın olgunlaşması hakkında çok şey söylüyor

Trump Media'nın daha önce planladığı 6,4 milyar dolarlık CRO merkezli kripto hazine girişiminden vazgeçtiği haberleri oldukça sıcak.

Bu haberi siyasi tartışmalar üzerinden okumayacağım.

Benim açımdan çok daha ilginç olan taraf şu:

Bir dönem kripto piyasasında büyük şirketlerin herhangi bir token'ı bilançolarına eklemesi başlı başına pozitif haber olarak görülüyordu.

Şimdi ise piyasa şunu sormaya başladı:

"Bu varlığı neden tutuyorsun?"

Bence bu çok sağlıklı bir gelişme.

Çünkü kripto ekonomisi büyüdükçe sadece sermaye girişi değil, sermayenin kalitesi de önemli hale geliyor.

Bir şirketin kasasına token koyması artık tek başına hikaye değil.

O tokenin şirkete ne kazandırdığı, hangi iş modeline hizmet ettiği ve bu stratejinin sürdürülebilir olup olmadığı soruluyor.

Ben bunu kripto piyasasının küçülmesi olarak değil, kurumsal kalite filtresinin güçlenmesi olarak görüyorum...