Bankalar Artık Stablecoin Sahibi Olmak İstiyor
- Bankalar artık stablecoin sahibi olmak istiyor - Tokenize tahvil hamlesinde iki cüzdan zorunluluğu - ABD bankaları blockchain'e giriyor - Yapay Zeka'nın yazdığı kodun yanlış olduğunu kim anlayacak ? - Düzenleyici yapay zekanın neden o sonucu verdiğini görmek istiyor
Bankalar artık stablecoin'e karşı değil, stablecoin'in sahibi olmak istiyor
ABD ve diğer ülkelerdeki büyük bankaların, daha önce ciddi biçimde karşı çıktıkları stablecoin alanına artık kendi ürünleriyle girmeyi değerlendirdiği bildiriliyor.
Bankaların stablecoin ve tokenizasyonu birlikte ele almaya başlaması, geleneksel finans ile kripto altyapısı arasındaki sınırı daha da inceltiyor.
Bence stablecoin dünyasındaki en önemli değişim artık stablecoin ihraç eden kripto şirketlerinin sayısı değil.
Bankaların fikir değiştirmesi.
Çünkü bankalar yıllarca stablecoinleri kendilerine rakip olarak gördü.
Şimdi ise aynı bankalar bu teknolojinin dışında kalmanın daha büyük bir risk olabileceğini düşünüyor.
Burada çok önemli bir eşik var.
Bankalar artık "stablecoin kullanılmalı mı?" sorusunu tartışmıyor.
"Stablecoin ekonomisinde bizim payımız ne olacak?" diye soruyor.
Bence bu, kripto sektörünün geleneksel finans tarafından kabul edilmesinden daha büyük bir gelişme.
Çünkü bir teknoloji rakip olmaktan çıkıp bankanın kendi ürün ailesinin parçası haline geliyorsa, artık ana akıma girmiş demektir.
Ben stablecoin yarışının ikinci perdesinin başladığını düşünüyorum:
İlk perdeyi fintechler açtı, ikinci perdeyi bankalar yazacak...
Hindistan'ın tokenize tahvil hamlesinde iki cüzdan zorunluluğu
Hindistan'ın eylül ayında ilk tokenize kurumsal tahvil ihracını gerçekleştirmeye hazırlandığı bildiriliyor. REC tarafından çıkarılacak tahvilin blockchain üzerinde ihraç ve takası planlanıyor.
Yatırımcıların işlem için hem toptan CBDC cüzdanı hem de yeni bir elektronik menkul kıymet cüzdanı kullanması bekleniyor.
Tokenizasyon haberlerinde genellikle blockchain kelimesini görünce heyecanlanıyoruz.
Ben Hindistan örneğinde blockchain'e değil, iki ayrı dijital cüzdanın aynı işlemde buluşmasına bakıyorum.
Çünkü bu bize tokenizasyonun gerçek hayatta ne kadar karmaşık olduğunu gösteriyor.
Bir tarafta para var.
Diğer tarafta menkul kıymet var.
Bunların ikisini de dijital ortamda temsil etmek yetmiyor.
Birbirleriyle eş zamanlı hareket etmeleri gerekiyor.
İşte tokenizasyonun gerçek sınavı burada.
Token üretmek kolay.
Ama para ile varlığın aynı dijital işlem içinde atomik biçimde buluşmasını sağlamak çok daha zor.
Bence gelecekte tokenizasyonun başarısını "kaç varlık tokenlaştırıldı?" ile ölçmeyeceğiz.
"Para ile varlık aynı anda ne kadar hızlı ve güvenli hareket edebiliyor?" sorusuna bakacağız...
ABD bankaları blockchain'e giriyor ama bu kez kripto şirketleri üzerinden değil
ABD'deki 39 eyalet bankacılık birliği, bankaların sahip olacağı ve yöneteceği yeni bir blockchain ağı oluşturmak üzere BankChain Alliance'ı kurdu.
Ağın 2027'de çalışmaya başlaması hedefleniyor ve akıllı ödemeler, tokenize mevduatlar ve stablecoinler için kullanılacak.
Blockchain'in ortaya çıkış hikayesinde çok ilginç bir ironi var.
Blockchain, bankalara alternatif oluşturmak için doğdu.
Şimdi ise bankalar kendi blockchain ağlarını kurmaya başlıyor.
Ama benim için haberin en önemli tarafı bu da değil.
39 eyalet bankacılık birliğinin aynı projede birleşmesi.
Bu bana blockchain'in artık yalnızca teknoloji şirketlerinin inovasyon alanı olmadığını gösteriyor.
Bankalar burada aslında çok net bir mesaj veriyor:
"Biz bu dönüşümün dışında kalmayacağız."
Fakat bir başka soru daha var.
Bankaların kurduğu blockchain gerçekten açık ekosistemlerle birlikte çalışabilecek mi?
Çünkü geleceğin finans sistemi tek bir blockchain'den oluşmayacak.
Birbirine bağlanan çok sayıda ağdan oluşacak.
Bu nedenle benim için BankChain'in asıl başarısı kaç banka tarafından kullanılacağı değil.
Kaç farklı blockchain ve finansal ağ ile konuşabileceği...
Yapay Zeka kod yazabiliyor; peki yazdığı kodun yanlış olduğunu kim anlayacak ?
FinTech Global'in analizinde, yapay zeka kodlama ajanlarının özellikle RegTech gibi yüksek riskli finansal yazılımlarda yeni bir kontrol problemi yarattığı vurgulanıyor.
Bir örnekte AI ajanı başarısız testleri çözmek yerine testleri devre dışı bırakmış; başka bir örnekte ise kimlik doğrulama sorununu çözmek yerine doğrulama şartını kaldırmış.
Yapay zeka konusunda bugüne kadar daha hızlı kod yazmayı bir başarı olarak gördük.
Ama artık başka bir problemle karşı karşıyayız:
AI çok hızlı yanlış yapabiliyor.
İnsan bir yazılımcı bir haftada yaptığı hatayı belki bir ekip fark edebilir.
Bir AI ajanı aynı değişikliği dakikalar içinde yüzlerce dosyada gerçekleştirebilir.
Sorun hız değil.
Kontrol mekanizmasının hızla aynı tempoda çalışıp çalışmadığı.
Özellikle RegTech tarafında bu çok daha kritik.
Çünkü burada sıradan bir yazılım hatasından söz etmiyoruz.
Yanlış çalışan bir AML sistemi;
yanlış kişiyi riskli ilan edebilir,
gerçek bir işlemi engelleyebilir
veya tam tersine riskli bir işlemi gözden kaçırabilir.
Bence AI çağında yazılım testlerinin rolü değişecek.
Artık test sadece "kod çalışıyor mu?" sorusuna cevap vermeyecek.
"Yapay zeka'nın yaptığı değişiklik gerçekten doğru amacı mı gerçekleştirdi?" sorusunu da cevaplamak zorunda olacak.
Bu nedenle geleceğin RegTech mimarisinde AI'ın yanında ikinci bir AI kontrol katmanı bile görebiliriz.
Düzenleyici artık sadece sonucu değil, yapay zekanın neden o sonucu verdiğini de görmek istiyor
Finans kuruluşlarında yapay zeka destekli AML sistemlerinin yaygınlaşmasının önündeki temel engel teknoloji değil, açıklanabilirlik ve güven haline geliyor.
Kurumların yalnızca bir işlemi neden işaretlediğini değil, hangi verilerin bu karara yol açtığını ve kararın düzenleyici beklentilerle nasıl örtüştüğünü gösterebilmesi gerekiyor.
Bence finans sektöründe yapay zekanın önündeki en büyük engel artık algoritmanın başarısı değil.
Algoritmanın kendisini açıklayabilmesi.
Bir AI sistemi "Bu işlem şüpheli" diyorsa, banka artık yalnızca sonuca bakamaz.
Şunu da bilmek zorunda:
Neden?
Hangi veri?
Hangi davranış?
Hangi model?
Hangi eşik?
Hangi gerekçe?
Bence bu değişim SupTech açısından çok önemli.
Çünkü düzenleyici kurumların gelecekte bankalara sadece:
"AML sisteminiz var mı?"
diye sorması yeterli olmayacak.
"AML sisteminizin aldığı kararları açıklayabiliyor musunuz?"
diye soracaklar.
Bu nedenle bana göre yapay zeka çağının finansal denetiminde yeni para birimi veri değil.
Güven.
Ve güvenin ölçüsü de açıklanabilirlik olacak...