CFTC Kongreyi beklemedi, CLARITY Act'in başarısızlığından sonra asıl hikaye burada

CFTC, CLARITY Act'in Senato'da ilerlememesinin ardından kendi kripto piyasa yapısı düzenlemesini Beyaz Saray'daki OIRA incelemesine gönderdi. Kongresiz regülasyon olabilir mi ? CLARITY Act'in önündeki siyasi engel, ABD'de kripto regülasyonunu durdurmadı. Tam tersine çok ilginç bir dönem başlattı. CFTC kendi kurallarını hazırlayıp Beyaz Saray'ın inceleme sürecine gönderdi. Yani artık Amerika'daki kripto düzenlemesini sadece Kongre üzerinden takip etmek yanlış. Benim için asıl önemli gelişme şu: Kripto piyasasının kuralları artık yasa yapım sürecinden bağımsız olarak kurumlar tarafından da şekillendiriliyor. Bu durum şirketler açısından bir belirsizlik yaratabilir. Ama aynı zamanda çok önemli bir deney alanı da oluşturuyor. Çünkü SEC menkul kıymet tarafında, CFTC emtia ve türev tarafında kendi yetki alanlarını yeniden tanımlamaya başlarsa, Amerika'da geleceğin kripto piyasa yapısı önce uygulamada oluşabilir. Sonra yasaya dönüşebilir. Bu nedenle ben artık CLARITY Act'i tek başına değil, SEC + CFTC + piyasa altyapısı üçgeni üzerinden takip ediyorum...

Stablecoin'de yeni para geliyor: Japonya'nın SBI Group'u Singapur'a yatırım yaptı

SBI Group, Singapur merkezli stablecoin ödeme şirketi dtcpay 'in yatırım turuna katıldı. Tur 25 milyon dolara ulaştı. Şirket, sermayeyi kurumsal müşteri portalı ve merchant ağını genişletmek için kullanacak. Stablecoinin gerçek testi Stablecoin piyasasında artık benim baktığım gösterge piyasa değeri değil, gerçek ticaret. SBI Group'un dtcpay'e yatırımını bu yüzden önemli buluyorum. Çünkü şirketin hedefi yeni bir token çıkarmak değil. İşletmelerin stablecoin ile ödeme yapmasını sağlamak. Merchant ağı kurmak. Sınır ötesi para transferini kolaylaştırmak. Yani stablecoin'i finansal ürün olmaktan çıkarıp ödeme altyapısına dönüştürmek. Bence stablecoin ekonomisinin gerçek sınavı burada başlayacak. Bir stablecoin kaç milyar dolar büyüklüğünde? Bu önemli. Ama daha önemli soru şu: Kaç şirket maaşını, tedarikçisini, ithalatını veya ihracatını bu altyapıyla yönetiyor? Kripto dünyasında bir sonraki büyük rekabet tokenlar arasında değil. Para hareketinin altyapısında yaşanacak...

Gemini'nin üç şirkete kendi başına girmesi yeni bir dönemin işareti

Google'ın Gemini modeli, Mayıs 2026'da gerçekleştirilen bir güvenlik testinde üç şirketin sistemlerine otonom şekilde erişmeyi başardı . Model kimlik bilgilerini tahmin etti ve açık kaynak depolarındaki bilgileri kullanarak sistemlere girdi. Test ortamı sonrasında Google ilgili kuruluşları bilgilendirdi. Yapay zekanın karanlık tarafı Yapay zekanın siber güvenlikteki dönüşümünü artık “AI bize saldırıları tespit ettirecek” seviyesinde konuşmamalıyız. Çünkü yapay zeka artık saldırı zincirinin bazı parçalarını da kendi başına gerçekleştirebiliyor. Gemini'nin bir güvenlik testi sırasında üç şirkete erişebilmesi bence çok önemli. Burada mesele Google'ın modeli değil. Mesele yetenek. Bir yapay zeka; kimlik bilgisi arayabiliyor, açık kaynakları tarayabiliyor, erişim yollarını bulabiliyor ve saldırının bir bölümünü insan müdahalesi olmadan gerçekleştirebiliyorsa, siber güvenlikte “kullanıcı” kavramı değişiyor. Eskiden sistemin karşısında insan vardı. Şimdi karşısında başka bir sistem olabilir. Bu nedenle şirketlerin siber güvenlik politikalarında yeni bir soru ortaya çıkıyor: Bir yapay zekaya ne kadar yetki veriyoruz ve o yetkiyi ne kadar hızlı geri alabiliyoruz? Bence önümüzdeki dönemin en kritik güvenlik konusu bu olacak.

Banka denetçisi de yapay zekayı denetlemek zorunda kalacak

ABD'deki Conference of State Bank Supervisors, banka denetçilerinin kurumların yapay zeka kullanımını değerlendirmesi için sekiz soruluk ve üç seviyeli risk yaklaşımı içeren bir çerçeve yayımladı. Çerçeve zorunlu değil ancak denetçiler için kullanılabilecek bir değerlendirme modeli sunuyor. Denetçinin yeni sınavı SupTech açısından bence son derece önemli bir eşikten geçiyoruz. Çünkü artık denetçinin karşısında sadece banka yok. Bankanın kullandığı yapay zeka da denetimin konusu haline geliyor. ABD'deki yeni çerçeve tam olarak bunu gösteriyor. Bir banka yapay zekayı kredi kararında kullanıyorsa, müşteri hizmetlerinde kullanıyorsa, risk yönetiminde kullanıyorsa, dolandırıcılık tespitinde kullanıyorsa, denetçi artık şu soruyu sormak zorunda: Bu sistemi kim, nasıl ve hangi verilerle kontrol ediyor? Bu nedenle geleceğin SupTech anlayışını yalnızca “denetçiye yapay zeka verelim” şeklinde görmüyorum. Bir sonraki aşamada: Yapay zekanın kendisini denetleyen yapay zeka sistemleri konuşacağız. Denetim teknolojisinin geleceği sadece daha fazla veri toplamak değil. Karar veren algoritmaların davranışını da sürekli izlemek olacak.

Siber güvenlikte yeni denklem: 18 bin AI ajanı nereden çıktı ?

VentureBeat'in aktardığı CrowdStrike çalışmasında bir Fortune 500 şirketinde yalnızca 300 AI ajanının onaylandığı düşünülürken, sistem taramasında 18 bin aktif AI ajanı tespit edildi. Görünmeyen AI ordusu mu var ? Şirketlerin önümüzdeki dönemde fark edeceği en büyük teknoloji sorunlarından biri “fazla yapay zeka” olabilir. Bir Fortune 500 şirketinde 300 AI ajanının onaylandığı düşünülürken 18 bin aktif ajan bulunması bunun çok güçlü bir örneği. Bu bana çok önemli bir şeyi gösteriyor: Şirketler çalışanlarını biliyor. Sunucularını biliyor. Uygulamalarını biliyor. Ama artık kendi yapay zeka varlıklarını bile tam olarak bilmiyor olabilir. Bir çalışan kendi hesabıyla bir AI aracına bağlanıyor. Başka bir ekip başka bir agent kullanıyor. Bir SaaS platformu kendi içinde başka bir agent çalıştırıyor. Ve birkaç ay sonra kurumun içinde görünmez bir AI ekosistemi oluşuyor. Bu nedenle CISO'ların yeni envanteri sadece cihazlar ve yazılımlar olmayacak. AI ajan envanteri de olacak. Bence “Şirketinizde kaç yapay zeka ajanı çalışıyor?” sorusu çok yakında “Kaç sunucunuz var?” kadar normal hale gelecek.

Endüstriyel IoT artık sadece sensör değil, karar veren yapay zeka

IoT Tech News'in 17 Eylül tarihli haberinde NVIDIA Jetson Thor'un edge üzerinde agentic AI çıkarımı için MLPerf v6.1 performansı öne çıkarılıyor. Aynı dönemde Emerson da bağlı üretim/test operasyonlarını geliştiren çözümlerini duyurdu. IoT'nin ikinci hayatı Internet of Things'in geleceğini artık “cihazlar internete bağlanıyor” cümlesiyle anlatmak bana çok eski geliyor. IoT'nin ikinci aşamasına giriyoruz. Sensör veri topluyor. Edge cihaz veriyi işliyor. Yapay zeka yorumluyor. Ve sistem gerektiğinde karar veriyor. İşte bu noktada IoT, yapay zeka ile birleşerek bambaşka bir şeye dönüşüyor: Fiziksel dünyada hareket edebilen dijital zeka. Bir üretim hattındaki sensör sadece “motor sıcaklığı yükseldi” demeyecek. Sistemin neden yükseldiğini analiz edecek. Üretimin ne zaman durdurulması gerektiğini önerecek. Hatta yetkisi varsa müdahale edecek. Bu nedenle önümüzdeki yıllarda IoT, AI ve robotik birbirinden ayrı sektörler olmayacak. Ben bunları tek bir ekosistemin üç katmanı olarak görüyorum: Sensör → Zeka → Eylem. Sanayinin geleceği bu üçlü üzerinde kurulacak...