Avrupa Merkez Bankaları Sistemi (ESCB), Avrupa Komisyonu’nun Markets in Crypto-Assets Regulation (MiCA) incelemesine ilişkin hedefli istişaresine verdiği resmî yanıtta, Avrupa’daki stablecoin rejiminde önemli değişiklikler önerdi.

Eylül 2026 tarihli 57 sayfalık belgede ESCB, MiCA’nın kripto varlık hizmet sağlayıcıları ve ihraççılar için genel olarak güçlü ve uyumlaştırılmış bir düzenleme oluşturduğunu belirtirken, stablecoinlere ilişkin bazı ihtiyati kuralların yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

%30 ve %60 Banka Mevduatı Şartının Kaldırılması Öneriliyor

Mevcut MiCA düzenlemesi, asset-referenced token (ART) ve e-money token (EMT) rezervlerinin en az %30’unun kredi kuruluşlarında mevduat olarak tutulmasını öngörüyor. “Significant” olarak sınıflandırılan ART ve EMT’lerde ise oran %60’a yükseliyor . Rezervin kalan bölümünün düşük riskli ve yüksek likiditeli varlıklara yatırılması gerekiyor.

ESCB ise resmî yanıtında bu sabit asgari banka mevduatı oranlarının kaldırılmasını öneriyor.

Merkez bankalarının yaklaşımına göre belirleyici unsur rezervin ne kadarının bankada tutulduğu değil, stablecoin ihraççısının yoğun itfa taleplerini karşılayabilecek miktarda gerçekten likit varlığa sahip olması olmalı.

Yerine “Bir Gün ve Beş Gün” Likidite Modeli Gelebilir

ESCB, mevcut mevduat oranının yerine MiCA'ya günlük ve haftalık likidite kademeleri konulmasını öneriyor.

Başlangıç noktası olarak Avrupa Bankacılık Otoritesinin (EBA) hazırladığı teknik standartlardaki oranların değerlendirilebileceği belirtiliyor. Buna göre:

- önemli stablecoinlerde rezervlerin en az %40'ı bir iş günü , %60'ı beş iş günü içinde vadesi dolacak varlıklarda,

- önemli olmayan stablecoinlerde ise en az %20'si bir iş günü , %30'u beş iş günü içinde vadesi dolacak varlıklarda

tutulabilir.

ESCB bunun henüz kesinleşmiş bir kalibrasyon olmadığını ve oranların daha ayrıntılı analiz edilmesi gerektiğini özellikle belirtiyor.

Stablecoin Koşusu Bankacılık Sistemine Taşınabilir

ESCB'nin değişiklik önerisinin arkasında finansal istikrar kaygısı bulunuyor.

Rapora göre stablecoin ihraççılarının büyük miktarlarda banka mevduatı tutması, bankalar ile stablecoin sektörü arasında doğrudan bir bağlantı yaratıyor. Stablecoin üzerinde yoğun bir itfa talebi ortaya çıktığında ihraççının bankadaki mevduatını hızla çekmesi gerekebilir. Bu mevduat bankanın fonlamasında önemli yer tutuyorsa, stablecoin piyasasındaki stres bankanın likidite problemine dönüşebilir .

ESCB bunun tersinin de mümkün olduğuna dikkat çekiyor ve Mart 2023'te Silicon Valley Bank'ta yaşanan sorunların USDC üzerinde oluşturduğu baskıyı örnek gösteriyor. Böylece stablecoin ile bankacılık sistemi arasındaki risk aktarımının iki yönlü olabileceği vurgulanıyor.

Alternatif rezerv araçları arasında gecelik ters repo işlemleri ve kısa vadeli devlet borçlanma araçları gibi yüksek likiditeli enstrümanlar da değerlendiriliyor.

Üçüncü Ülke Stablecoinleri İçin de MiCA Değişikliği İsteniyor

Belgenin dikkat çeken diğer bölümü “multi-issuer” stablecoin modelleridir. ESCB, AB içinde birden fazla ihraççıya sahip stablecoin yapılarına MiCA'nın belirli koşullarla izin verdiğini, ancak AB dışındaki bir ihraççının da dahil olduğu multi-issuer modellerinin hukuki durumunun açık olmadığını belirtiyor.

ESCB'ye göre bu tür üçüncü ülke yapılarının Avrupa'da faaliyet göstermesine izin verilecekse bunun mevcut MiCA yorumuyla değil, açık bir yasama değişikliğiyle düzenlenmesi gerekiyor. Merkez bankaları özellikle AB dışındaki rezervlerin Avrupa'daki yatırımcıların itfa taleplerini karşılamada kullanılamaması, rezervlerin ülkeler arasında dengesiz dağılması ve düzenleyici arbitraj risklerine dikkat çekiyor.

MiCA Henüz Değişmedi

ESCB'nin belgesi yeni bir mevzuat değil, Avrupa Komisyonu'nun MiCA incelemesine sunulan resmî düzenleyici görüş niteliğindedir. Dolayısıyla mevcut %30 ve %60 banka mevduatı yükümlülükleri yürürlükte kalmaya devam ediyor . Ancak ESCB'nin önerileri, Avrupa Komisyonu'nun MiCA'nın geleceğine ilişkin değerlendirmelerinde dikkate alabileceği önemli değişiklik seçeneklerini ortaya koyuyor. Belgenin ortaya koyduğu yaklaşım, Avrupa'daki stablecoin tartışmasının da yeni bir aşamaya geçtiğini gösteriyo. Mesele artık yalnızca rezervlerin ne kadar olduğu değil; rezervlerin ne kadar hızlı nakde çevrilebildiği, nerede tutulduğu ve finansal sistemle nasıl bağlantı kurduğudur.