Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS), yayımladığı “Are Stablecoins and Bank Deposits Substitutes?” (Stablecoinler ve Banka Mevduatları Birbirinin Yerine Geçebilir mi?) başlıklı çalışma raporunda, stablecoinler ile geleneksel bankacılık sistemi arasındaki rekabeti inceledi. Araştırma, stablecoinlerin yalnızca kripto varlık piyasalarında kullanılan araçlar olmadığını, aynı zamanda banka mevduatlarıyla tasarruf sahiplerinin fonları için rekabet edebildiğini ortaya koydu. Rashad Ahmed ve Iñaki Aldasoro tarafından hazırlanan 1382 sayılı çalışma raporunda, ABD'de Ocak 2019 ile Haziran 2025 arasındaki haftalık veriler kullanıldı. Banka mevduat faizleri ile rezerv varlıklarla desteklenen stablecoinlerin piyasa değeri arasındaki ilişkinin incelendiği araştırma, faiz politikalarının dijital varlıklara yönelik talebi de etkileyebileceğine işaret etti.

Mevduat faizleri yükseldikçe stablecoinlerin büyümesi yavaşlıyor

Araştırmanın temel bulgusuna göre, bankaların mevduata sunduğu faiz oranlarının yükselmesi, stablecoinlerin piyasa değerindeki büyümenin yavaşlamasıyla ilişkili bulunuyor. Bu sonuç, yatırımcıların banka mevduatları ile stablecoinler arasında getiri, likidite ve kullanım avantajlarını dikkate alarak tercih yapabildiğini gösteriyor. Çalışmada, on haftalık dönemde ortalama %15 olan stablecoin büyümesinin, mevduat faizindeki bir baz puanlık artış karşısında yaklaşık 3 yüzde puan daha düşük gerçekleştiği tahmin edildi. Alternatif istatistiksel yöntemlerle elde edilen etkilerin ise yaklaşık üç kat daha büyük olduğu belirtildi. Bununla birlikte araştırmacılar, bulguların stablecoin piyasasındaki büyümenin toplam banka mevduatlarını veya bankaların kredi hacmini doğrudan azalttığını kanıtlamadığını özellikle vurguladı.

USDC ile USDT arasında önemli farklılık

Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri de mevduat faizlerinin farklı stablecoinler üzerindeki etkisinin aynı olmaması oldu. Banka mevduat faizlerindeki değişimlere karşı USDC'nin, USDT'ye kıyasla daha güçlü tepki verdiği tespit edildi. Araştırmacılar bu farklılığı, USDC'nin ABD'deki kurumsal kullanıcılar ve finansal sistemle daha yakın ilişkili olmasıyla uyumlu bir bulgu olarak değerlendirdi. Böylece stablecoin piyasasının kendi içerisinde de farklı kullanıcı profilleri ve ekonomik davranışlar barındırdığı ortaya konuldu. Ayrıca benzer ilişkinin merkeziyetsiz finans (DeFi) protokollerine sağlanan stablecoinlerde de gözlendiği, buna karşılık stablecoin dışındaki kripto varlıklarda aynı sonuca ulaşılamadığı belirtildi.

Bankacılık sistemi ve para politikası açısından yeni bir tartışma

BIS çalışma raporu, stablecoinlerin yaygınlaşmasının bankaların fonlama koşulları ve para politikasının aktarım mekanizması bakımından önem kazanabileceğine dikkat çekiyor. Stablecoinlerin banka mevduatlarıyla rekabet etmesi, özellikle bu varlıkların ödeme ve değer saklama amacıyla kullanımının artması durumunda, bankaların mevduat çekmek ve mevcut müşterilerini korumak için uyguladıkları faiz politikalarını etkileyebilir. Bununla birlikte stablecoin ihraççılarının rezerv varlıklarını bankalarda veya geleneksel finansal araçlarda tutabilmesi, banka mevduatları ile stablecoinler arasındaki ilişkinin tek yönlü olmadığını da gösteriyor. Dolayısıyla araştırma, bankacılık sisteminden kesin bir kaynak çıkışını değil, kullanıcıların varlık tercihleri arasında ekonomik bir ikame ilişkisinin bulunduğunu ortaya koyuyor.

Kripto varlık hizmet sağlayıcıları açısından ne anlama geliyor?

Araştırmanın sonuçları, kripto varlık hizmet sağlayıcıları açısından stablecoin talebinin yalnızca kripto piyasalarındaki fiyat hareketlerine bağlı olmadığını göstermesi bakımından önem taşıyor. Banka mevduat faizleri, kullanıcıların stablecoin tutma tercihlerini ve dolayısıyla kripto varlık platformlarındaki stablecoin likiditesini etkileyebilecek değişkenlerden biri olarak öne çıkıyor. Bu durum, platformların likidite yönetimi, stablecoin işlem hacimleri ve müşteri davranışlarına ilişkin değerlendirmelerinde geleneksel finansal koşulları da dikkate almalarını gerektirebilir. Türkiye açısından ise araştırma, mevduat faizleri ile stablecoin talebi arasındaki ilişkinin ayrıca incelenmesine yönelik önemli bir araştırma zemini sunuyor. Bununla birlikte ABD verilerine dayanan bulguların Türkiye piyasasına doğrudan uygulanması mümkün değil. Döviz talebi, yerel para birimine ilişkin beklentiler ve kripto varlık kullanım alışkanlıkları gibi unsurların Türkiye özelinde ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor. BIS'in çalışması, stablecoinlerin geleceğinin yalnızca kripto varlık piyasalarındaki gelişmelerle değil, bankacılık sisteminin sunduğu finansal koşullarla da şekillenebileceğine işaret ediyor.